Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail kontrolü altındaki Gazze Şeridi'nin bazı bölgelerinde yürütülen geniş çaplı enkaz kaldırma çalışmalarının, uluslararası hukuka göre "savaş suçu" teşkil eden eylemlerin kanıtlarını yok etme riski taşıdığını ve insan kalıntılarının bulunup kimliklendirilmesini imkânsız hale getirebileceğini bildirdi. Albanese, bu tür operasyonların uluslararası hukuk çerçevesinde hesap verebilirliği zayıflatacağını vurguladı.
Enkaz Kaldırma ve Kanıt Yok Etme Endişesi
Francesca Albanese, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü askeri operasyonlar sonucunda oluşan moloz yığınlarının hızla kaldırılmasının, bölgede işlenen olası savaş suçlarının delillerini ortadan kaldırabileceğini belirtti. BM uzmanına göre, enkaz altında kalan cesetler ve fiziksel deliller, uluslararası ceza yargılamaları için hayati önem taşıyor. Albanese, "Bu tür büyük ölçekli temizlik çalışmaları, kasıtlı veya kasıtsız olarak, uluslararası toplumun adalet arayışını baltalayabilir" ifadelerini kullandı.
Gazze'de yaklaşık 37 milyon ton enkaz olduğu tahmin ediliyor. İsrail ordusunun kontrol ettiği bölgelerde başlatılan enkaz kaldırma faaliyetleri, Filistinli ailelerin kayıp yakınlarının kalıntılarına ulaşma umutlarını da azaltıyor. Albanese, bağımsız uluslararası gözlemcilerin ve adli tıp uzmanlarının sürece dahil edilmesi çağrısında bulundu.
BM yetkilileri, Gazze'deki yıkımın boyutunun İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'daki yıkımla kıyaslanabileceğini, ancak burada durumun daha karmaşık olduğunu çünkü çatışmaların halen devam ettiğini ve insani erişimin kısıtlı olduğunu belirtiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılığı, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturma yürütüyor; ancak delillerin korunması konusundaki endişeler soruşturmanın seyrini etkileyebilir.
Uluslararası Hukuk ve Hesap Verebilirlik
Albanese'nin uyarısı, uluslararası hukukta savaş suçlarının kanıtlarının korunması yükümlülüğüne dair önemli bir hatırlatma niteliğinde. Cenevre Sözleşmeleri ve Roma Statüsü, çatışma bölgelerinde delillerin muhafazasını ve bağımsız soruşturmalara erişimi garanti altına alıyor. Ancak İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını açıklamış durumda. Bu durum, elde edilen kanıtların uluslararası mahkemeler önünde kullanılmasını zorlaştırıyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de daha önce Gazze'deki yıkımın sistematik olduğunu ve olası savaş suçlarına işaret ettiğini raporlamıştı. Albanese, "Eğer deliller yok edilirse, kurbanlar için adalet sağlanamaz ve uluslararası hukukun caydırıcılığı zarar görür" dedi. Uzman, üçüncü ülkelerin ve uluslararası kuruluşların enkaz kaldırma süreçlerine müdahil olması gerektiğini savundu.
İsrail yetkilileri ise enkaz kaldırma çalışmalarının insani amaçlarla yapıldığını, patlamamış mühimmatın temizlendiğini ve sivillerin güvenliğinin sağlandığını öne sürüyor. Ancak bağımsız gözlemciler, bu operasyonların denetimden uzak yürütüldüğünü belirtiyor. Gazze'deki yerel kaynaklar, enkaz kaldırma sırasında bulunan cesetlerin toplu mezarlara gömüldüğünü veya kimlik tespiti yapılmadan defnedildiğini iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin çözümü ve uluslararası adaletin sağlanması konusunda aktif diplomasi yürütüyor. Olası savaş suçlarının kanıtlarının yok edilmesi, Türkiye'nin desteklediği uluslararası soruşturmaları ve Filistin davasını zayıflatabilir. Ankara, UCM sürecine müdahil olma ve delillerin korunması için girişimlerde bulunma potansiyeline sahip. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın tesisi için enkaz kaldırma ve yeniden inşa süreçlerinde insani yardım koordinasyonunda rol alabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikasını ve uluslararası hukuk vurgusunu daha da güçlendirebilir.