Gazze Şeridi'nde yaşayan bir okul müdiresi ve roman yazarı olan Leyla el-Hac, acil hayat kurtarıcı kanser ameliyatına ihtiyaç duyuyor ancak abluka altındaki bölgede bu tedaviye erişemiyor. 52 yaşındaki el-Hac, meme kanseri teşhisi konulduktan sonra Gazze'deki yetersiz sağlık altyapısı nedeniyle tedavi olamıyor ve her geçen gün hayati risk artıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, Gazze'de her yıl yüzlerce kanser hastası benzer nedenlerle hayatını kaybediyor.
Gelişmenin arka planı
Leyla el-Hac, Gazze'nin kuzeyinde bir ilkokulda müdürlük yapıyor ve aynı zamanda Filistin edebiyatına katkıda bulunan bir yazar. Altı ay önce rutin bir kontrol sırasında meme kanseri teşhisi kondu. Doktorlar, tümörün hızla yayıldığını ve acilen ameliyat gerektiğini belirtti. Ancak Gazze'deki hastaneler, yıllardır süren İsrail ablukası ve savaşlar nedeniyle gerekli onkoloji ekipmanlarına ve uzman personele sahip değil. El-Hac, İsrail'den veya Batı Şeria'daki hastanelere sevk edilmek için birçok kez başvurdu ancak izin alamadı. Gazze'deki sağlık sistemi, uluslararası yardımlara rağmen çökmüş durumda ve hastaların büyük bir kısmı tedaviye erişemiyor.
Bölgesel boyut
El-Hac'ın durumu, Filistin topraklarında sağlık krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, Gazze'de her beş hastadan biri tedavi için sevk edilmeyi bekliyor. İsrail'in uyguladığı abluka, sadece kanser hastalarını değil, kalp, böbrek ve diğer kronik rahatsızlıkları olan yüzlerce kişiyi de etkiliyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, geçen yıl yaptığı açıklamada, Gazze'deki sağlık tesislerinin %70'inin tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı çektiğini belirtti. Bu durum, Filistinlilerin temel insan haklarına erişimini engelliyor ve bölgede insani krizi derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki sağlık krizi, Türkiye'nin Filistin politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, geçmişte Filistinli hastaları tedavi için kabul etmiş ve Gazze'ye insani yardım ulaştırmıştır. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi rolünü yeniden gündeme getirebilir. Ayrıca, sağlık krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını ve BM nezdindeki girişimlerini etkileyebilir. Türkiye'nin, ablukanın kaldırılması ve Filistin sağlık altyapısının desteklenmesi yönündeki çağrıları, uluslararası kamuoyunda daha fazla dikkat çekebilir.