Gazze Şeridi'nde, İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ardından enkaz altından çıkarılan 50 Filistinli için toplu bir cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazı, Gazze kentindeki El-Ehli Baptist Hastanesi'nin avlusunda kılınırken, yüzlerce kişi son görevlerini yapmak için bir araya geldi. Hamas liderliğindeki Gazze Hükümeti Medya Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, cesetler son 48 saat içinde harabeye dönmüş binaların enkazından çıkarıldı. Törende konuşan yetkililer, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirerek, sivillere yönelik saldırıların devam ettiğini vurguladı.
Enkazdan Çıkarılan Cesetler ve Ailelerin Acısı
Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından binlerce bina yerle bir oldu. Enkaz altında kalan yüzlerce kişinin cesedine hâlâ ulaşılamıyor. Son olarak, arama kurtarma ekipleri tarafından çıkarılan 50 ceset, kimlik tespiti yapıldıktan sonra ailelerine teslim edildi. Ancak birçok aile, yakınlarının cenazesine ulaşamamanın acısını yaşıyor. Uzmanlar, enkaz altında kalan ceset sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu belirtiyor. Yerel sağlık yetkilileri, saldırılarda ölenlerin sayısının 45 bini aştığını, yaralı sayısının ise 100 bini geçtiğini açıkladı. Cenaze törenine katılan Filistinliler, yaşadıkları acıyı dile getirerek, dünyanın bu katliama sessiz kalmaması çağrısında bulundu.
Törende, bazı aileler tabutların başında gözyaşlarına boğulurken, bazıları da yakınlarının fotoğraflarını taşıyarak protesto gösterisi yaptı. Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında yaşanan saldırıda ailesini kaybeden Ahmed El-Şerif, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Üç çocuğumu ve eşimi kaybettim. Enkazın altından çıkardılar ama ben artık yaşamak istemiyorum. Bu dünya bize adalet vermedi" dedi. Şerif'in ifadeleri, bölgedeki insanların yaşadığı derin travmayı gözler önüne serdi. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kuruluşların yetersiz kaldığı eleştirileri giderek artarken, insani yardımların da bölgeye ulaşmasında büyük güçlükler yaşanıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Savaşın Gölgesinde Gelecek
İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının ardından başlattığı operasyonlarda, sivil kayıpların en aza indirilmesi için çaba sarf ettiğini savunuyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, Gazze'deki ölümlerin büyük çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluştuğunu ve bunun savaş suçu teşkil edebileceğini ifade ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, daha önce yaptığı açıklamada, Gazze'deki insani durumun "felaket" boyutunda olduğunu söylemişti. Son cenaze töreni, uluslararası basında geniş yankı uyandırırken, birçok ülke ateşkes çağrısını yineledi. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda süren ateşkes müzakerelerinden henüz somut bir sonuç çıkmış değil.
Savaşın bölgesel etkileri ise giderek artıyor. Lübnan Hizbullahı ile İsrail arasında sınırda yaşanan çatışmalar, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, İran'ın devreye girmesiyle birlikte çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski bulunuyor. Bu durum, dünya ekonomisini de tehdit eden bir istikrarsızlık yaratıyor. Uzmanlar, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi ve savaşın uzaması halinde, bölgedeki siyasi dengelerin tamamen değişebileceği görüşünde. Filistin devletinin kurulması yönündeki uluslararası çabalar ise şimdilik sonuçsuz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz ve toplu mezar görüntüleri, Türk kamuoyunda büyük yankı uyandırıyor. Türkiye, başından beri Filistin davasına destek veren ve İsrail'e yönelik sert eleştirilerde bulunan bir ülke olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savaşın başından bu yana yürüttüğü diplomasi trafiği, Türkiye'nin bölgedeki ağırlığını gösteriyor. Türkiye, insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması için yoğun çaba harcarken, uluslararası topluma adım atma çağrısında bulunuyor. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü güçlendirirken, Batı ile ilişkilerini de zaman zaman geriyor. Türkiye'nin bölgede kalıcı barış için önerdiği garantörlük modeli, çözüm için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Ancak bu çabaların sonuç vermesi, uluslararası konjonktürün de desteğine bağlı görünüyor.