İsrail savaş uçakları, bugün erken saatlerde Lübnan'ın güney bölgelerindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda özellikle sınır hattındaki bir dizi noktanın hedef alındığı, patlama seslerinin bölge genelinde duyulduğu bildirildi. Lübnan resmi haber ajansı, saldırıların Taybeh, Meis el-Jabal ve Kfar Kila beldeleri yakınlarında yoğunlaştığını aktardı. İsrail ordusu ise yaptığı kısa açıklamada, Hizbullah'a ait askeri altyapıya ve roket fırlatma mevzilerine saldırı düzenlendiğini doğruladı. İlk belirlemelere göre can kaybı yaşanmazken, maddi hasarın büyük olduğu ifade ediliyor. Saldırılar, 7 Ekim'den bu yana devam eden sınır çatışmalarında tansiyonun en yüksek seviyeye ulaştığı bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail-Lübnan sınırındaki gerginlik, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği saldırıların ardından başlayan Gazze savaşıyla paralel olarak tırmandı. Hamas'a destek verdiğini açıklayan Hizbullah, İsrail'in kuzey sınırına düzenli olarak roket ve füzeler fırlatırken, İsrail ordusu da bu bölgelere hava saldırıları düzenliyor. Son haftalarda İsrail'in saldırılarını derinleştirdiği ve hedeflerin sınır hattından daha iç bölgelere kaydığı gözleniyor. Bugünkü saldırılar da bu strateji kapsamında değerlendiriliyor. Uzmanlar, İsrail'in Hizbullah'ın füze cephaneliğini yok etmeye ve örgütü sınırdan uzaklaştırmaya çalıştığını belirtiyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın son konuşmalarında savaşın genişleyebileceği sinyali vermesi, tansiyonu daha da artıran bir faktör oldu. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise bölgede gerilimi azaltmak için diplomatik çabalarını sürdürürken, İsrail'in saldırılarını durdurma çağrısı yaptı.
Lübnan hükümeti, saldırıları kınayarak uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Başbakan Necib Mikati, yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ihlal ettiğini ve bu durumun bölgesel bir savaşa yol açabileceği konusunda uyardı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gelişmeleri görüşmek üzere acil toplantı kararı aldı. BM Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, tarafları itidal çağrısında bulunarak, tüm tarafların ateşkese uyması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırıları, sadece iki ülke arasındaki sınır çatışmalarının ötesinde bir anlam taşıyor. Bu saldırılar, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaşın habercisi olabileceği endişesini güçlendiriyor. Hizbullah'ın İran'ın en önemli müttefiki konumunda olması, olası bir İsrail-Hizbullah çatışmasının bölgesel güç dengelerini kökten değiştirebileceği yorumlarına yol açıyor. İran, bu sabah yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırılarını şiddetle kınayarak, Lübnan'a yönelik her türlü saldırıyı kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendireceğini duyurdu. Bu açıklama, bölgede vekalet savaşlarının daha da kızışabileceği anlamına geliyor.
ABD, Fransa ve diğer Batılı ülkeler, İsrail ile Lübnan arasında olası bir çatışmanın önlenmesi için diplomatik girişimlerini hızlandırdı. ABD Başkanı Joe Biden'ın özel temsilcisi Amos Hochstein, bugün Beyrut'ta Lübnanlı yetkililerle bir araya gelerek sınır anlaşmazlığının çözümü için müzakereleri yeniden başlatmayı denedi. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın kuzeydeki yerleşimlere yönelik saldırıları sona erdirmediği sürece İsrail'in askeri operasyonlarına devam edeceğini bir kez daha yineledi. Hizbullah ise Gazze'deki ateşkese kadar İsrail'e yönelik saldırılarını durdurmayacağını açıkladı. Bu kısır döngü, bölgenin bir kez daha büyük bir çatışmanın eşiğine gelmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayan ve taraflara itidal çağrısı yapan bir açıklama yaptı. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne vurgu yaparken, bölgede kalıcı barışın sağlanması için diplomatik çözümün şart olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin Lübnan'la köklü tarihi ve kültürel bağları bulunuyor. Olası bir savaş, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir istikrarsızlık yaratacak ve mülteci akınını artırabilecek. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Lübnan'la iş birliği yapma potansiyeline sahip. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki gelişmelere kayıtsız kalması beklenemez. Türk diplomasisinin, İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesini önlemek ve barışçıl çözümü teşvik etmek için bölgesel aktörlerle koordinasyon içinde hareket etmesi olasıdır.