Gazze'de, İsrail saldırıları ve insani yardım ablukası nedeniyle derinleşen açlık krizi, emziren anneleri bebeklerini besleyemez hale getirdi. Yerinden edilme, sürekli stres ve yetersiz beslenme, süt üretimini olumsuz etkilerken, anneler bebek mamalarına erişimde de büyük güçlük çekiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de 5 yaş altı çocukların yüzde 10'undan fazlası akut yetersiz beslenme (kaşeksi) riskiyle karşı karşıya. Anne sütü, bebekler için hayati öneme sahip; ancak bu olağanüstü koşullar altında emzirme, birçok aile için imkansız hale geldi.
Gelişmenin Arka Planı: Abluka ve Kıtlık Koşulları
Gazze Şeridi'nde 7 Ekim'den bu yana süren İsrail saldırıları, bölgeyi tam bir insani felakete sürükledi. Milyonlarca Filistinli, Refah başta olmak üzere güney bölgelerine kaçmak zorunda kaldı. Bu geçici barınma alanlarında, temiz su, gıda ve sağlık hizmetleri yetersiz. Emziren annelerin çoğu, günlük kalori ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Yetersiz beslenme, süt üretimini azaltırken, annelerin vücutları önceliği kendi hayatta kalmalarına veriyor. Gazze'deki kadın sağlığı uzmanları, annelerin sütlerinin kesildiğini ve bebeklerin kilo kaybettiğini bildiriyor.
Bebek maması ise ya hiç bulunmuyor ya da karaborsada astronomik fiyatlarla satılıyor. Bir kutu mama, ailelerin haftalık gelirine eşdeğer olabiliyor. Savaşın yıkımı, hastanelerin çoğunu devre dışı bıraktı; ayakta kalan sağlık merkezleri de anne sütü bankaları, emzirme danışmanlığı gibi temel hizmetleri sağlayamıyor. Bu durum, bebeklerin bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve ishal, enfeksiyon gibi hastalıklara yakalanma riskini artırıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'deki bebek ölümlerinin endişe verici şekilde arttığını ve bu artışın doğrudan yetersiz beslenmeyle bağlantılı olduğunu açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsani Krizin Derinleşmesi
Gazze'deki emzirme krizi, aslında daha geniş bir insani felaketin sadece bir yansıması. Birleşmiş Milletler, Gazze nüfusunun yüzde 80'inin yerinden edildiğini ve tamamının gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Açlık, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Uluslararası toplumun çağrılarına rağmen, insani yardım koridorları yetersiz kalıyor, yardım tırları sınır kapılarında bekletiliyor. Mısır ve Ürdün gibi ülkelerin arabuluculuğuyla yürütülen ateşkes müzakereleri, şu ana kadar kalıcı bir sonuç vermedi. Bu durum, bölgede yeni bir göç dalgasına ve istikrarsızlığa yol açabilir.
Küresel sağlık örgütleri, çatışma bölgelerinde emzirmenin korunmasının temel bir insan hakkı olduğunu vurguluyor. Ancak, Gazze'deki uygulamada bu hak büyük ölçüde ihlal ediliyor. Uzmanlar, savaşın bir an önce sona ermesi ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması gerektiğini, aksi takdirde on binlerce bebeğin hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bölgeye acil emzirme destek ekipleri ve bebek maması göndermek için çaba sarf ediyor, ancak güvenlik nedeniyle bu operasyonlar sık sık kesintiye uğruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek ve bölgesel aktör rolüyle, Gazze'deki insani krize kayıtsız kalamaz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ateşkes çağrıları, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla aktardığı yardımları ön plana çıkarıyor. Bu tür bir kriz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki jeopolitik konumunu ve Mısır, Ürdün gibi ülkelerle ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyunda Filistin'e yönelik duyarlılık yüksek; bu durum hükümetin dış politika önceliklerini şekillendirmeye devam edecek gibi görünüyor. Uzun vadede, Gazze'deki istikrarsızlık bölgesel güvenliği tehdit ettiğinden, Türkiye'nin çözüm sürecinde daha aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor.