Gazze Şeridi'ndeki hastanelerde böbrek yetmezliği çeken hastalar, diyaliz makinelerinin art arda arızalanması nedeniyle hayati tehlikeyle karşı karşıya. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, bölgedeki ana hastanelerde bulunan diyaliz makinelerinin yaklaşık yüzde 30'u, yedek parça ve teknik bakım eksikliği nedeniyle çalışamaz hale geldi. Bu durum, her hafta düzenli olarak diyalize girmesi gereken yaklaşık 1.100 kronik böbrek hastasının tedavisini aksatıyor. Sağlık yetkilileri, özellikle Gazze'nin kuzeyindeki Kamal Odwan Hastanesi ve merkezdeki Şifa Hastanesi'nde durumun kritik olduğunu, hastaların tedaviye erişiminin her geçen gün zorlaştığını bildirdi.
Krizin Arka Planı: Enerji ve Malzeme Yoksunluğu
Diyaliz makinelerindeki arızaların temel nedenleri arasında, yedek parça ve filtre gibi kritik malzemelerin temininde yaşanan zorluklar yer alıyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik uyguladığı abluka nedeniyle tıbbi malzeme girişi ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Ayrıca, hastanelerin elektrik ve yakıt sıkıntısı, diyaliz makinelerinin düzenli bakımını ve yedek parça değişimini imkansız hale getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, Gazze'deki 26 diyaliz merkezinden bir kısmının tamamen faaliyete geçemediğini, çalışan makinelerin ise günde 12-16 saat kesintisiz olarak kullanıldığını, bu durumun ekipmanların ömrünü kısalttığını belirtiyor. Sağlık çalışanları, hastaların hayatta kalması için haftada en az iki kez dört saatlik diyalize ihtiyaç duyduğunu, aksayan seansların ölümcül sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.
Filistin Kızılayı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), konuyla ilgili acil yardım çağrılarında bulunuyor. UNRWA sağlık koordinatörü John Ging, "Her gün en az 10 hastanın tedavi aksaklığı nedeniyle ciddi komplikasyonlar yaşadığını, bunun kabul edilemez bir insani kriz olduğunu" ifade etti. Yardım kuruluşları, bölgeye yedek diyaliz makineleri ve filtre tedariki için çaba gösterirken, İsrail makamlarının acil tıbbi malzeme girişine izin vermesi için uluslararası topluma baskı yapılması gerektiği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsani Kriz Derinleşiyor
Gazze'deki sağlık krizi, sadece Filistinlileri değil, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Orta Doğu'da artan gerilimler, lokal krizlerin büyümesine neden oluyor. Diyaliz hastaları krizi, uluslararası insani hukuk ihlallerine (sağlık hizmetlerine engel olma) bir örnek teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024 raporunda Gazze'de sağlık sektörünün çöküş noktasına geldiğini, diyaliz hastalarının yanı sıra kanser ve kalp hastalarının da tedaviye erişimde büyük zorluklar yaşadığını kaydetmişti. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, hasta nakilleri için ara kapılar açmaya çalışsa da, sınırlı kapasite ve siyasi engeller nedeniyle bu çabalar yetersiz kalıyor. Bu durum, bölgede ikincil bir mülteci krizine yol açma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği diplomatik destek ve insani yardımlarla ön planda olan ülkelerden biridir. Gazze'deki diyaliz hastaları krizi, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım politikalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), daha önce Gazze'de diyaliz merkezlerine ekipman desteği sağlamıştı. Ancak abluka ve altyapı sorunları nedeniyle bu yardımların sürdürülebilirliği risk altında. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in kısıtlamalarını kınarken, aynı zamanda sahra hastaneleri veya tıbbi malzeme sevkiyatı gibi pratik çözümlerle bölgesel istikrara katkıda bulunabilir. Kriz, Ankara'nın insani diplomasisinin ne kadar etkili olduğunu test eden bir örnek olarak değerlendirilebilir.