Independent Arabia'nın baş muhabirlerinden Mariam Abu Dagga, 2025 yılında İsrail'in Gazze'nin güneyindeki son işleyen hastaneye düzenlediği çifte saldırıda hayatını kaybetti. Gazze'den ayrılma imkânı bulmasına rağmen, katliamı belgelemek için kalmayı seçen iki çocuk annesi gazeteci, savaş muhabirliğinin bedelini canıyla ödedi. Baş uluslararası muhabir Bel Trew, Abu Dagga'nın yaşamını ve ölümünü kaleme aldı.
Kimdi Mariam Abu Dagga?
Mariam Abu Dagga, Filistin topraklarında doğup büyümüş, gazeteciliği bir meslekten öte bir varoluş mücadelesi olarak gören bir isimdi. Independent Arabia'nın Gazze bürosunda görev yapan Abu Dagga, özellikle kadın ve çocuk hakları konusundaki haberleriyle tanınıyordu. Savaşın başlamasıyla birlikte uluslararası kamuoyunun Gazze'deki insani krizi anlaması için kritik bir rol üstlendi.
Abu Dagga, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından bölgeyi terk etme fırsatı bulmuştu. Ancak o, geride kalan sivillerin sesi olmayı seçti. Meslektaşlarına göre, "O sadece bir gazeteci değil, aynı zamanda bir anne ve toplumunun bir parçasıydı." Son röportajlarında, çocuklarının geleceği için duyduğu endişeyi ve tanıklık ettiği dehşeti dile getirmişti.
Ölümü ve saldırının detayları
Mariam Abu Dagga, 2025 yılında Gazze'nin güneyindeki son işleyen hastane olan Nasser Hastanesi'ne düzenlenen İsrail saldırısında yaşamını yitirdi. Saldırı, "çifte vuruş" (double-tap) taktiği olarak bilinen yöntemle gerçekleştirildi. Bu yöntemde, ilk saldırının ardından yardım için bölgeye gelenlere ikinci bir saldırı düzenleniyor. Hastane, binlerce yaralı ve yerinden edilmiş sivilin sığınağı durumundaydı.
Saldırıda Abu Dagga ile birlikte çok sayıda sivil ve sağlık çalışanı da hayatını kaybetti. Olay, uluslararası toplumun tepkisini çekti; Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, hastanelere yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini vurguladı. Ancak İsrail ordusu, Hamas'ın hastaneleri askeri amaçla kullandığını öne sürerek saldırıları meşrulaştırmaya çalıştı.
Gazetecilik ve ifade özgürlüğü krizi
Mariam Abu Dagga'nın ölümü, Gazze'de savaş muhabirliğinin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütüne göre, 2023'ten bu yana Gazze'de öldürülen gazeteci sayısı 150'yi aştı. Bu sayı, yakın tarihteki hiçbir çatışmayla kıyaslanamayacak düzeyde.
Abu Dagga'nın ölümü, uluslararası medya kuruluşlarının bölgeden haber yapma kabiliyetini de olumsuz etkiliyor. Gazze'ye girişlerin uzun süre kısıtlı olması ve yerel muhabirlere yönelik tehditler, dünya kamuoyunun olaylara ilişkin gerçek bilgiye erişimini zorlaştırıyor. Bu durum, dezenformasyon riskini artırıyor ve insani krizin boyutlarının gizlenmesine neden olabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mariam Abu Dagga'nın ölümü, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasının haklılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, Gazze'deki insani kriz karşısında aktif bir diplomasi yürütüyor; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in saldırılarını sık sık kınayarak uluslararası topluma çağrıda bulunuyor. Bu bağlamda, Abu Dagga gibi gazetecilerin öldürülmesi, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiriyor ve Türkiye'nin insani yardım çabalarını zorlaştırıyor. Ayrıca, bu tür olaylar, Türkiye'nin güvenliği açısından da risk oluşturan bir bölgesel krizin süreceğine işaret ediyor. Türkiye, bu nedenle, ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için diplomatik inisiyatiflerini sürdürmeli ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye devam etmelidir.