İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde geniş çaplı baskın ve gözaltı operasyonlarına devam ediyor. Son 24 saat içinde özellikle Cenin, Nablus ve El-Halil kentlerinde düzenlenen operasyonlarda en az 12 Filistinlinin gözaltına alındığı bildirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı kaynakları, çıkan çatışmalarda iki Filistinlinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu. İsrail güvenlik güçleri ise operasyonların “terörle mücadele” kapsamında gerçekleştirildiğini ve hedeflerin “aranan şahıslar” olduğunu açıkladı.
Gelişmenin arka planı
Batı Şeria'daki baskınlar, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından önemli ölçüde yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 17 ayda Batı Şeria'da İsrail askerleri ve yerleşimcilerin saldırılarında 800'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Bu dönemde İsrail ordusu, özellikle Filistin Yönetimi'nin kontrolündeki A ve B bölgelerine de girerek operasyon yelpazesini genişletti.
Cenin'deki Filistinli gruplar, İsrail güçlerine karşı direniş çağrısı yaparken, Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Abbas yaptığı yazılı açıklamada, “Bu saldırılar, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve bölgesel istikrarı tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.
İsrail tarafındaysa, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ulusal güvenlik danışmanı Tzachi Hanegbi, operasyonların “geçici bir önlem” olduğunu ve amacın “Filistin topraklarında terör örgütlerinin yeniden yapılanmasını engellemek” olduğunu savundu. Hanegbi, “İsrail, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için gereken her yerde müdahale etme hakkına sahiptir” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki bu gelişmeler, Ortadoğu genelinde tansiyonu daha da artırıyor. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Filistin topraklarındaki operasyonlarını kınayarak, bunun iki devletli çözümü imkânsız hâle getirdiğini vurguladı. Mısır ise, İsrail'in bu politikasının bölgede yeni bir çatışma turunu tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Batı Şeria'daki kalıcı İsrail yerleşimleri ve askeri varlığı, uluslararası toplumun sürekli gündeminde. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, bu yerleşimleri yasa dışı ilan ederken, ABD yönetiminin son dönemdeki tutumu, İsrail'in eylemlerine karşı uluslararası tepkilerin etkisiz kalmasına neden oluyor. Avrupa Birliği, yaptığı açıklamada “uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı çağrısını” yineledi, ancak İsrail'e yönelik herhangi bir yaptırım kararı almadı.
Uzmanlar, İsrail'in Batı Şeria'daki bu askeri varlığının, Filistin Yönetimi'nin otoritesini giderek zayıflattığını ve radikal grupların tabanını genişlettiğini belirtiyor. Filistinli analist Halid el-Azm, “Bu operasyonlar, Filistin Yönetimi'ni itibarsızlaştırıyor ve halk arasında silahlı direnişe desteği artırıyor. Bu da bölgede kalıcı bir çözümü uzaklaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek açısından kritik bir döneme denk geliyor. Türkiye, daha önce İsrail'in saldırılarını defalarca kınamış ve uluslararası topluma sorumluluk çağrısı yapmıştı. Batı Şeria'daki operasyonların sürmesi, Türkiye'nin bölgedeki insani kaygılarını artırıyor ve Ankara'nın İsrail'e yönelik söylemini sertleştirmesine yol açabilir. Ayrıca Türkiye, Filistin yönetimiyle ilişkilerini güçlendirmek ve barış sürecinde daha aktif bir rol oynamak isterken, bu operasyonlar bölgede Türk arabuluculuğunu zora sokabilir. Türkiye'nin, BM nezdinde girişimleri ve Filistin'e insani yardımları devam etmekle birlikte, bu askeri hareketlilik bölgeyi daha da istikrarsızlaştırarak Türkiye'nin güvenlik çevresini tehdit etmektedir.