Gazze'de üçüncü kez savaşın gölgesinde geçen bir yaz mevsimi yaşanıyor. İsrail'in ablukası ve hava saldırıları altında yaşayan Filistinli aileler, çocuklarının normal bir çocukluk geçiremediğini, oyun oynama ve sanatla uğraşma fırsatlarından mahrum kaldıklarını anlatıyor. Gazze'deki anneler, çocuklarının yetişkin yüklerini taşımak zorunda kaldığını, su ve yiyecek kuyruklarında beklediğini, enkaz altında kalan komşularını kurtarmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu durum, sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çocukları derinden etkiliyor.
Savaşın üçüncü yazı: Oyun alanları yok
Gazze'de yaşayan anne Leyla Ebu Hammad, üç çocuğuyla birlikte bir okulda barınıyor. Çocuklarının yaz tatilinde arkadaşlarıyla oynayamadığını, sürekli hava saldırılarından korktuğunu belirtiyor. "En küçük oğlum 6 yaşında, ama artık evden çıkmak istemiyor. Patlama seslerini duyunca hemen koltuk altına saklanıyor. Ona boyama kalemleri veriyorum, ama sadece kırmızı ve siyah renkleri kullanıyor. Çünkü etrafında gördüğü tek şey kan ve karanlık." diyor. Leyla'nın 12 yaşındaki kızı ise ailesi için su taşımak zorunda. "Kızım günde iki kez su kuyruğuna gidiyor. Okula gitmeyi çok özledi ama artık okul da yok."
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'na (UNICEF) göre, Gazze'de 1 milyondan fazla çocuk savaşın doğrudan sonuçlarından etkileniyor. Çocukların yüzde 80'i psikolojik travma belirtileri gösteriyor. Uyku sorunları, kabuslar, agresif davranışlar ve sosyal geri çekilme en yaygın semptomlar arasında. Gazze'deki çocuklar, oyun oynama, spor yapma ve sanatsal faaliyetlere katılma fırsatından tamamen yoksun. Çoğu, evlerini terk etmek zorunda kalan ailelerinin yanında, sığınaklarda veya çadır kentlerde yaşıyor.
Yaz ayları normalde Gazze'de deniz kenarında aile piknikleri, yüzme dersleri ve yaz kampları ile geçerdi. Şimdi ise bu aktivitelerin yerini, patlama sesleri ve enkaz altında kalanları kurtarma çabaları aldı. Gazze'de faaliyet gösteren bir yardım kuruluşu, çocuklar için psikososyal destek programları yürütüyor. Ancak bu programlar kısıtlı kaynaklar nedeniyle yetersiz kalıyor. Kuruluş yetkilisi Muhammed el-Cevad, "Çocukların yeniden çocuk olmalarına izin vermeliyiz. Onlara savaşın ortasında bile umut etmeyi öğretmeliyiz. Ama bunun için cesaret ve uluslararası toplumun desteği gerekiyor." diye konuşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki insani kriz, yalnızca Filistinlileri değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Savaşın yayılma riski, komşu ülkeleri ve uluslararası güçleri de telaşlandırıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'deki çocukların durumuna dikkat çekmek için çağrılar yapıyor. Ancak siyasi çözüm konusunda ilerleme kaydedilememesi, insani krizin derinleşmesine neden oluyor. Uzmanlar, çocukların eğitim ve psikolojik destekten mahrum kalmasının, uzun vadede radikalleşme ve şiddet döngüsünü besleyebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e silah satışını sürdürürken, çatışmanın bir an önce durdurulması için diplomatik girişimler yetersiz kalıyor. Bu durum, Gazze'deki sivil halk ve özellikle çocuklar üzerindeki baskıyı artırıyor. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun çocukları koruma yükümlülüğüne atıfta bulunarak, acil ateşkes ve insani yardım koridorlarının açılmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı duyarlılığını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası platformlarda İsrail'i eleştirirken, Türkiye Filistin'e insani yardım ulaştırmaya devam ediyor. Gazze'deki okulların ve sağlık tesislerinin yeniden inşası için Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) projeler yürütüyor. Ancak, savaşın devam etmesi, bu yardımların etkinliğini sınırlıyor. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve insani yardımları, bölgedeki etkisini artırmasına rağmen, kalıcı bir çözüm için uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye'nin bu krizdeki rolü, yalnızca Filistinlilerin yanında olmaktan öte, bölgesel istikrarın sağlanması açısından da önem taşıyor.