Gazze Şeridi'nde İsrail'in bombardımanları sonucu evleri tamamen yıkılan bir baba ve üç oğlu, enkazı kürek ve kazma gibi ilkel aletlerle temizlemeye çalışıyor. Aile, yıkıntıların altında kalan eşyalarını kurtarmaya ve bir nebze olsun normal hayata dönmeye çabalıyor. Savaşın yıkıcı etkisi, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun'da yaşayan El Eşkar ailesinin yaşam mücadelesiyle bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.
Enkaz altında kalan hayatlar
El Eşkar ailesi, 7 Ekim'de başlayan çatışmaların ardından evlerinin bir gecede yıkıldığını anlatıyor. Ailenin reisi 55 yaşındaki Ebu Muhammed, küçük oğulları 12 yaşındaki Ahmed ve 14 yaşındaki Muhammed ile birlikte sabahın erken saatlerinden itibaren enkaz kaldırma çalışmalarına katılıyor. Ailenin en büyük oğlu 19 yaşındaki İbrahim ise ağır enkaz parçalarını taşımak için kiraladıkları eşek arabasını yönetiyor.
Ebu Muhammed, “Burada büyüdüm, çocuklarımı burada büyüttüm. Şimdi geriye sadece taş ve toz kaldı. Ama yine de bu taşların altında bir şeyler bulabiliyoruz: fotoğraflar, çocukların oyuncakları, mutfak eşyaları. Bunlar bizim için çok değerli, çünkü bize kim olduğumuzu hatırlatıyor” diyor. Aile, enkazdan çıkardıkları eşyaları geçici olarak yerleştikleri çadırda saklıyor.
İsrail ordusunun hava saldırıları ve kara operasyonları nedeniyle Gazze'de on binlerce bina yıkıldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki konutların yaklaşık yüzde 60'ı hasar gördü veya tamamen yok oldu. Bu durum, yüz binlerce insanın evsiz kalmasına yol açtı ve insani krizi daha da derinleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın gölgesinde insani felaket
Gazze'deki bu bireysel mücadele, aslında bölgedeki daha geniş bir insani felaketin sadece küçük bir parçası. Uzmanlar, çatışmaların uzamasıyla birlikte Gazze'de temiz su, gıda ve tıbbi malzeme gibi temel ihtiyaçlara erişimin neredeyse imkânsız hale geldiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, bölgede salgın hastalıkların ve açlığın arttığı uyarısında bulunuyor.
Uluslararası toplumun ateşkes çağrıları ve insani yardım koridorlarının açılması talepleri sürerken, İsrail hükümeti Hamas'ın etkisiz hale getirilene kadar operasyonlara devam edeceğini açıkladı. Bu söylem, savaşın daha da uzayabileceğine işaret ediyor. Bölgede kalıcı bir barışın sağlanması, yalnızca Filistinliler ve İsrailliler için değil, tüm Ortadoğu'nun istikrarı için kritik önem taşıyor. Mısır, Katar ve Türkiye gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları şu ana kadar kalıcı bir sonuç getiremedi.
Gazze'deki yıkımın boyutu, savaşın sadece askeri hedefleri değil, sivil altyapıyı da hedef aldığını gösteriyor. Okullar, hastaneler ve camiler dahil olmak üzere pek çok sivil yapı bombalandı. Bu durum, uluslararası hukukun savaş suçları tanımına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve sivilleri koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize kayıtsız kalmayarak tarihsel olarak Filistin davasına destek vermiştir. Bu gelişme, Türk dış politikasının Ortadoğu'daki etkinliğini ve insani diplomasi anlayışını öne çıkarmaktadır. Türkiye'nin, Gazze'ye insani yardım gönderme çabaları ve ateşkes için yürüttüğü diplomatik girişimler, bölgedeki rolünü güçlendirmektedir. Aynı zamanda, Türk kamuoyunda Filistin'e karşı güçlü bir dayanışma duygusu bulunuyor; bu durum, Türkiye'nin bölgesel politikalarının iç kamuoyunda meşruiyetini artırıyor. Ancak, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri de dikkate alındığında, Ankara'nın dengeli bir politika izlemesi gerektiği açıktır. Bu insani trajedinin sona ermesi, bölgesel istikrar ve Türkiye'nin güvenliği açısından da kritik öneme sahiptir.