ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'deki savaşın sona erdiğini ilan etmesinin üzerinden bir yıl geçti. Ancak 10 Ekim 2025'te varılan ateşkes anlaşmasının uzun vadeli vaatlerinin büyük bölümü henüz hayata geçirilemedi. Bir yıl önce imzalanan mutabakat, bölgede kalıcı bir barış ve yeniden inşa süreci öngörüyordu; fakat sahadaki durum, taahhütlerin önemli ölçüde kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor.
Ateşkesin Arka Planı ve Yerine Getirilmeyen Taahhütler
10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkes, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail ile Hamas arasında varılan ve kısa süreli çatışmaların durdurulmasını sağlayan bir anlaşmaydı. Anlaşma, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, esir takası, Gazze'nin yeniden inşası için uluslararası fon sağlanması ve kalıcı bir siyasi çözüm için müzakerelerin başlatılması gibi unsurları içeriyordu. Ancak bir yılın ardından bu maddelerin çoğu ya tamamen uygulanmadı ya da kısmi olarak hayata geçirildi.
İnsani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi aksaklıklar yaşandı. Yardım konvoyları sık sık engellerle karşılaştı, özellikle Gazze'nin kuzey bölgelerine erişim kısıtlı kaldı. Uluslararası kuruluşlar, ateşkese rağmen insani krizin derinleştiğini ve halkın temel ihtiyaçlara erişimde zorluk çektiğini raporluyor. Esir takası konusunda ise taraflar arasında güvensizlik devam ediyor; bazı esirler serbest bırakılsa da karşılıklı suçlamalar süreci sekteye uğrattı.
Yeniden inşa vaadi ise büyük ölçüde askıda. Uluslararası toplumun taahhüt ettiği mali yardımların önemli bir kısmı henüz sahaya ulaşmadı. Altyapı, konut ve sağlık tesislerinin yeniden yapımı için başlatılan projeler yavaş ilerliyor. Bölgedeki ekonomik canlanma beklentileri de suya düşmüş durumda; işsizlik yüksek, ticaret sınırlı ve halkın büyük bölümü yardımlara bağımlı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ateşkesin kalıcılığı, Orta Doğu'da istikrarın anahtarı olarak görülüyor. Ancak bir yılın ardından anlaşmanın kırılgan yapısı, bölgesel aktörlerin pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı. İsrail, güvenlik endişelerini öne sürerek askeri operasyonlarını sınırlı da olsa sürdürüyor; Hamas ise ateşkesin karşılıklılık ilkesinin ihlal edildiğini savunuyor. Bu durum, Mısır ve Katar gibi arabulucuların çabalarını zorlaştırıyor.
ABD'nin bölgedeki angajmanı ise tartışmalı. Trump yönetimi, ateşkesi bir diplomatik başarı olarak sunsa da, vaatlerin yerine getirilmemesi Washington'ın güvenilirliğine gölge düşürdü. Avrupa Birliği ve BM, Gazze'deki insani durumun kötüleşmesinden endişe duyduklarını belirtirken, yeniden inşa fonlarının serbest bırakılması için İsrail üzerindeki baskıyı artırma çağrısı yapıyor. Bölgesel güçler olan Suudi Arabistan ve BAE ise ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda temkinli bir duruş sergiliyor.
Uluslararası toplumun bir yıl önce büyük umutlar bağladığı ateşkes, bugün kalıcı barış için gerekli siyasi iradenin eksikliğini gözler önüne seriyor. Filistin-İsrail çatışmasının köklü sorunlarına yönelik kapsamlı bir çözüm üretilmedikçe, Gazze'deki durumun tekrar istikrarsızlaşma riski yüksek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze ateşkesinin vaatlerinin yerine getirilmemesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Ankara, ateşkesin ilan edilmesini memnuniyetle karşılamış ve insani yardımların artırılması için aktif diplomasi yürütmüştü. Ancak sahadaki olumsuz tablo, Türkiye'nin bölgede istikrar ve insani erişim konusundaki çabalarını zora sokuyor. Yeniden inşa sürecinin yavaşlığı, Türk inşaat ve enerji şirketlerinin Gazze'de üstlenebileceği projeleri de belirsizliğe itiyor. Ayrıca kalıcı bir Filistin devleti çözümüne yönelik somut adımların atılmaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda savunduğu iki devletli çözüm vizyonunu zayıflatıyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve enerji hatları üzerindeki riskleri de artırıyor.