Gazze'de Ekim 2022'de varılan ateşkes, Hamas liderliğindeki 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail'in Gazze savaşına resmen son vermiş gibi görünüyordu. Ancak aradan geçen bir yılın ardından, İsrail'in hava saldırıları daha seyrek de olsa devam ediyor. Enkaz altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan Gazzeliler, bir yandan kayıplarını ararken diğer yandan geleceğe dair umutlarını korumaya çalışıyor. Bölgede insani kriz derinleşirken, uluslararası toplumun çözüm arayışları da sonuçsuz kalıyor.
Ateşkesin Ardından: Yarım Kalan Barış
Geçtiğimiz yıl Ekim ayında ilan edilen ateşkes, Gazze'de büyük yıkıma yol açan çatışmalara son vermeyi amaçlıyordu. Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırıların ardından başlayan savaş, binlerce can kaybına ve geniş çaplı altyapı tahribatına neden oldu. Ateşkes anlaşması, taraflar arasında kırılgan bir denge kurdu; ancak kalıcı bir barış sağlanamadı. İsrail, ateşkesin şartlarını ihlal ettiğini öne sürdüğü Hamas hedeflerine yönelik operasyonlarını aralıklarla sürdürdü. Son bir yılda saldırıların sıklığı azalsa da, zaman zaman düzenlenen hava akınları Gazzelilerin güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor.
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, Gazze'deki durumun hâlâ kritik olduğunu vurguluyor. Altyapının büyük bölümü hasar görmüş durumda; elektrik, su ve sağlık hizmetlerine erişim son derece kısıtlı. Binlerce insan evsiz kalmış, enkaz altında kayıplarını arayan aileler var. Ateşkesin getirdiği görece sakinlik, insani yardımların ulaştırılması için fırsat yaratsa da, ihtiyaçların çok altında kalıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, acil ateşkes ve insani koridorların açılması çağrılarını yineliyor.
Enkaz Altında Yaşam Mücadelesi
Gazze'nin farklı bölgelerinde yıkılan binaların molozları arasında yaşamını sürdürmeye çalışan binlerce sivil, temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluk çekiyor. Özellikle çocuklar ve kadınlar, hijyen eksikliği ve tıbbi malzeme yokluğu nedeniyle salgın hastalık riskiyle karşı karşıya. Eğitim kurumları da hedef alınmış durumda; çocuklar eğitimlerinden mahrum kalmış, psikolojik travmalar derinleşmiş durumda. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'deki çocukların yarısından fazlasının travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösterdiğini raporluyor.
Yerel sağlık yetkililerine göre, hastanelerdeki tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı had safhada. Yaralıların tedavisi için yeterli imkân bulunmuyor; birçok hasta sınır dışına sevk edilmeyi bekliyor. Mısır sınırındaki Refah Kapısı'ndan zaman zaman yardım konvoyları geçse de, ihtiyaç duyulan miktarın çok altında. Gazzeliler, uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk almasını talep ediyor. Ancak siyasi belirsizlik ve güvenlik endişeleri, yardımların etkin dağıtımını engelliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki kriz, sadece bölgesel değil küresel bir sorun haline gelmiş durumda. İsrail ile Hamas arasındaki çatışma, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltirken, diplomatik çözüm arayışları da karmaşık bir hal alıyor. ABD ve Avrupa Birliği, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için çaba sarf ediyor; ancak taraflar arasındaki güvensizlik ortamı, müzakereleri zorlaştırıyor. Bölgesel güçlerden Mısır ve Katar, arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Suudi Arabistan ise normalleşme sürecini askıya almış durumda.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarına ilişkin soruşturma başlatmış olsa da, somut bir adım atılmış değil. İnsan hakları örgütleri, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına dikkat çekiyor ve hesap sorulmasını talep ediyor. Öte yandan, İsrail'in güvenlik kaygıları ve Hamas'ın silahlı varlığını sürdürmesi, kalıcı barışın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor. Uzmanlar, iki devletli çözümün yeniden canlandırılması gerektiğini vurguluyor; ancak mevcut koşullarda bu hedefe ulaşmak oldukça zor görünüyor.
Gazze'deki insani dram, dünya kamuoyunun gündeminde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Sivil toplum kuruluşları ve aktivistler, Filistinlilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek için kampanyalar düzenliyor. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaşanan görüş ayrılıkları, etkili bir uluslararası müdahaleyi engelliyor. ABD'nin vetoları ve Rusya'nın tutumu, karar alınmasını zorlaştırıyor. Bu da Gazzelilerin umutlarını daha da kırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki son gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkili bir aktör olma rolünü sürdürüyor. İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi süreci, Gazze'deki saldırıların gölgesinde sekteye uğramış durumda. Ankara, ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımları ve sağlık hizmetleri, bölgede takdir topluyor. Ancak, İsrail'in askeri operasyonlarının devamı, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor. Enerji ve ticaret koridorları açısından da Gazze'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, uluslararası toplumu daha fazla sorumluluk almaya davet ederek, Filistinlilerin haklarını savunmaya devam edecek gibi görünüyor.