Yüzden fazla insani yardım ve insan hakları örgütü, Cuma günü yaptığı ortak açıklamada, Gazze'deki ateşkesin “sadece kağıt üzerinde” var olduğunu belirterek, anlaşmanın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen İsrail saldırılarının ve yardım ile yeniden inşa kısıtlamalarının sürdüğünü vurguladı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, kuruluşlar İsrail'in saldırılarını sürdürdüğünü ve Gazze'ye yönelik ablukanın etkisini koruduğunu ifade etti.
Ateşkesin Arka Planı ve İhlaller
İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, sahada durumun değişmediği belirtiliyor. Ortak açıklamaya imza atan kuruluşlar, İsrail güçlerinin Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında sivillerin hayatını kaybettiğini, yaralandığını ve evlerini kaybettiğini kaydetti. Ayrıca, insani yardım malzemelerinin Gazze'ye girişinin hâlâ kısıtlı olduğu, yeniden inşa çalışmalarının ise neredeyse hiç başlamadığı ifade edildi. Örgütler, ateşkesin kağıt üzerinde kaldığını ve uluslararası toplumun bu duruma kayıtsız kalmaması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik uyguladığı ablukanın yalnızca malzeme akışını değil, aynı zamanda temel hizmetlere erişimi de engellediği vurgulandı. Sağlık ocakları, eğitim kurumları ve su altyapısı gibi kritik tesislerin onarımı için gereken malzemelerin bölgeye sokulmasına izin verilmediği belirtildi. Bu durumun, Gazze'de yaşayan 2 milyondan fazla insanın günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediği ve insani krizin derinleşmesine yol açtığı kaydedildi.
Ortak açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının garantörü olan ülkelerin ve uluslararası kuruluşların sorumluluklarını yerine getirmediği eleştirisi yapıldı. Örgütler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararların uygulanmadığını ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal etmeye devam ettiğini hatırlattı. Filistinli gruplar arasındaki uzlaşma çabalarının da yetersiz kaldığı, Gazze'deki iç siyasi bölünmüşlüğün insani yardımların etkin dağıtımını zorlaştırdığı belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ateşkesin fiilen uygulanmaması, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artıran bir faktör olarak öne çıkıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda varılan anlaşmanın ardından bölgede kırılgan bir sükûnet sağlanmış olsa da, İsrail'in askeri operasyonları ve Filistinli gruplar arasındaki çatlaklar, kalıcı bir barışın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor. Uluslararası toplumun iki devletli çözüm konusundaki isteksizliği, sorunun kökenine inilmesini engelliyor.
Öte yandan, insani yardım kuruluşlarının raporları, Gazze'deki yıkımın boyutunun sanıldığından çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar sırasında evlerin yaklaşık yüzde 60'ı hasar gördü veya yıkıldı. Altyapı çökme noktasında ve ekonomik hayat durma noktasında. İşsizlik oranı yüzde 50'yi aşmış durumda ve yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı her geçen gün artıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, Gazze'ye insani erişimin kısıtlı olması nedeniyle yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında büyük zorluklar yaşandığını bildiriyor. Özellikle tıbbi malzeme, gıda ve temiz suya erişimde ciddi sıkıntılar var. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'de sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu uyarısında bulunuyor.
Bölgesel aktörler arasında artan gerilim, ateşkesin sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. İsrail'in komşu ülkelere yönelik askeri operasyonları, Lübnan ve Suriye sınırlarında tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Bu durum, Gazze'deki insani krizi daha da derinleştirebilir ve bölgesel bir çatışma riskini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanamaması ve insani krizin sürmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Gazze'ye yönelik insani yardımlarda öncü rol üstlenmiş ve İsrail'e karşı eleştirel bir tutum sergilemiştir. Ateşkesin fiilen uygulanmaması, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar için yürüttüğü diplomatik çabaları zora sokuyor. Ayrıca, Gazze'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Türkiye, uluslararası toplumu İsrail üzerinde baskı kurmaya ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını sağlamaya çağırıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel barış ve güvenlik mimarisindeki arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor.