Gazze'de 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkes, Trump yönetimi tarafından ilan edilmesine rağmen, bir yıl sonunda hâlâ çocuk ölümlerinin durmadığı bildiriliyor. Ateşkesin sağladığı görece sükûnet, bölgede insani krizin derinleşmesini engelleyemedi. Son bir yılda özellikle çocukların hayatını kaybetmesi, ateşkesin gerçek anlamda bir koruma sağlamadığını gözler önüne seriyor.
Ateşkesin Arka Planı ve İnsani Durum
10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde duyuruldu. Anlaşma, çatışmaların durdurulmasını, insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ve esir takasını öngörüyordu. Ancak sahada durum hiç de öyle gelişmedi. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, ateşkesin ilanından bu yana Gazze'de sivil kayıplar, özellikle de çocuk ölümleri devam ediyor. İsrail güçlerinin zaman zaman ateşkesi ihlal ettiği, hava saldırılarının sürdüğü ve Filistinli sivillerin gözaltına alınarak Gazze dışına çıkarıldığı iddiaları uluslararası kamuoyunda yankı buluyor.
Ateşkesin en temel vaadi olan "kimsenin ölmeyeceği" bir ortamın sağlanamaması, anlaşmanın etkinliğini sorgulatıyor. Özellikle çocukların ölümü, uluslararası toplumun ve arabulucuların sorumluluğunu gündeme getiriyor. Trump yönetiminin açıklamalarına rağmen, sahada ateşkesin tam anlamıyla uygulanmadığı, hatta bazı bölgelerde şiddetin arttığı yönünde haberler geliyor. Bu durum, ateşkesin kağıt üzerinde kaldığı izlenimini güçlendiriyor.
Gazze'deki insani kriz, ateşkese rağmen derinleşiyor. Hastaneler, okullar ve konutlar hedef alınmaya devam ediyor; temel gıda, su ve ilaç sıkıntısı had safhada. BM yetkilileri, bölgede yaşayan 2 milyon insanın acil yardıma muhtaç olduğunu belirtiyor. Ateşkesin bir yılında çocuk ölümlerinin durmaması, anlaşmanın insani boyutunun ne kadar zayıf kaldığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki ateşkesin etkisizliği, Orta Doğu'da barış süreçlerine olan güveni sarsıyor. ABD'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes, bölgedeki diğer aktörler tarafından da yakından izleniyor. Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, ateşkesin kalıcı olması için çaba harcasa da, İsrail'in tutumu ve sahadaki ihlaller süreci zora sokuyor. Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği ve Rusya'dan ateşkesin güçlendirilmesi yönünde çağrılar yükseliyor. Ancak somut adımlar atılmış değil.
Küresel düzeyde ise, Gazze'deki çocuk ölümleri insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, ateşkesin ihlal edildiğine dair raporlar yayımladı. BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan toplantılarda, ateşkesin uygulanması için daha etkili bir mekanizma kurulması gerektiği vurgulandı. ABD'nin tutumu ise belirsizliğini koruyor; Trump yönetimi ateşkesin başarılı olduğunu savunurken, sahadaki gerçekler farklı bir tablo çiziyor.
Bu gelişmeler, Orta Doğu barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ateşkesin bir yılının ardından hâlâ çocukların ölmesi, uluslararası toplumun Filistin meselesindeki acziyetini simgeliyor. Bölgede kalıcı barış için sadece ateşkes değil, aynı zamanda siyasi bir çözüm ve insani koruma mekanizması şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de ateşkese rağmen çocuk ölümlerinin sürmesi, Türkiye'nin dış politika gündeminde önemli bir yer tutuyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgesel liderlik iddiasını sürdürürken, ateşkesin etkinliği konusunda İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Ayrıca, insani yardımların ulaştırılması ve Gazze'nin yeniden inşası için Türkiye'nin aktif rol alması, Ankara'nın bölgedeki etkinliğini artırabilir. Ancak ateşkesin ihlalleri, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor. Ekonomik açıdan ise, bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyerek Türkiye'yi dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye'nin, ateşkesin güçlendirilmesi ve insani koruma için uluslararası platformlarda daha fazla inisiyatif alması bekleniyor.