ABD Sayıştayı (GAO), 13 Temmuz 2026'da yayımladığı kapsamlı bir raporda, Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Meksika sınır güvenliği operasyonlarını finanse etmek için 2018-2025 yılları arasında en az yedi farklı strateji kullandığını ortaya koydu. 'Güney Sınır Güvenliği: DOD Operasyonları Finanse Etmek İçin Birden Fazla Strateji Kullandı' başlıklı rapor, her yıl milyonlarca insanın geçiş yaptığı yaklaşık 3.200 kilometrelik ABD-Meksika sınırında görevlendirilen asker sayısının zaman zaman 80 bine kadar çıktığını belgeliyor. GAO'nun tespitlerine göre, bu operasyonların maliyeti ve lojistik yükü, Pentagon'un bütçe esnekliğini zorlarken, diğer askeri hazırlık faaliyetlerini de etkiledi.
Pentagon'un yedi farklı fonlama stratejisi
GAO raporu, Pentagon'un sınır güvenliği için başvurduğu yöntemleri detaylandırıyor. Bunlar arasında, doğrudan Kongre ödenekleri, diğer federal kurumlardan (İç Güvenlik Bakanlığı gibi) fon transferleri, acil durum fonları, operasyonel yeniden programlama, yeniden yapılandırma yetkileri, ulusal muhafız birimlerinin eyalet valileri tarafından federalleştirilmesi ve özel sektör bağışları yer alıyor. Özellikle 2018-2020 arasında, eski Başkan Donald Trump yönetimi döneminde, Pentagon'un sınır güvenliği için ayrılan bütçe 12 milyar doları aştı. GAO, bu fonların şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından ciddi sorunlar yarattığını, çünkü bazı transferlerin Kongre onayı olmadan gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Rapor, sınırda görevlendirilen askerlerin gerçekleştirdiği faaliyetleri de mercek altına alıyor. Askeri personelin çoğunlukla lojistik destek, gözetleme, duvar inşası ve istihbarat paylaşımı gibi görevlerde yer aldığı, ancak zaman zaman doğrudan kolluk kuvvetlerine yardım ettiği belirtiliyor. GAO, bu durumun 1878 tarihli Posse Comitatus Yasası'nın ruhuna aykırı olabileceği uyarısında bulunuyor. Yasaya göre, federal askeri personelin sivil kolluk görevlerinde kullanılması kısıtlanmış durumda.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'nin sınır güvenliği politikaları, yalnızca Meksika ve Orta Amerika ülkeleriyle ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel göç dinamiklerini de etkiliyor. 2020'li yılların başında artan düzensiz göç dalgası, ABD yönetimlerini sınır kontrollerini sertleştirmeye itti. Bu durum, özellikle Meksika ile diplomatik gerilimlere yol açtı. Meksika hükümeti, ABD'nin askeri varlığını egemenlik ihlali olarak nitelendirirken, Orta Amerika ülkeleri de göçmenlerin geri itilmesinden şikâyetçi oldu. GAO raporu, bu politikaların etkinliğine dair kesin bir değerlendirme yapmıyor, ancak fonlama mekanizmalarının sürdürülebilir olmadığını ima ediyor. Pentagon'un sınır güvenliğine ayırdığı kaynaklar, Avrupa'da Rusya tehdidine karşı NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesi ve Asya-Pasifik'te Çin'in yükselişi gibi diğer stratejik önceliklerden çalınmış oldu.
Uzmanlar, bu durumun ABD'nin küresel askeri angajmanını zayıflattığını savunuyor. Örneğin, 2022'de Ukrayna'ya yapılan askeri yardım paketleri sınır güvenliği bütçesiyle rekabet ederken, 2024'te Tayvan'ın savunması için ayrılan fonlar da benzer bir baskı altına girdi. GAO raporu, bu çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor: Pentagon, aynı anda hem sınır güvenliği hem de küresel caydırıcılık misyonlarını finanse etmekte zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, ABD'nin güney sınırındaki askeri yoğunlaşmasının, küresel güç projeksiyonundaki daralmayı işaret etmesi açısından Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. NATO müttefiki olarak Türkiye, ABD'nin Avrupa ve Orta Doğu'daki askeri varlığının azalmasından etkilenebilir. Örneğin, Pentagon'un sınır güvenliğine kaydırdığı kaynaklar, Türkiye'nin güvenlik iş birliği yaptığı bölgelerdeki ABD taahhütlerini zayıflatabilir. Ayrıca, ABD'nin sınır politikaları, Türkiye'nin de benzer sınamalarla karşı karşıya olduğu Suriye ve Irak sınırlarındaki güvenlik stratejilerine ışık tutabilir. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisi bulunmamakla birlikte, küresel askeri dengelerdeki bu kayma, Ankara'nın çok yönlü savunma planlamasında dikkate alması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.