Batı Afrika ülkesi Gambiya'da, Bantang Killing köyünde 47 yaşındaki çiftçi Ebrima Nyan, atalarının topraklarını tuzlu su istilasına karşı kaybetmenin acısını yaşıyor. Gambiya Nehri'nin tuzlanması nedeniyle bir zamanlar köyün tüm pirinç ihtiyacını karşılayan tarlalar bugün kuru ve boş. Nyan'ın gençliğinde nehir kıyısında bereketli pirinç tarlaları varken, şimdi deniz suyunun yükselmesiyle nehir ağzından iç bölgelere sızan tuzlu su toprağı yaşanmaz hale getiriyor. Bu durum sadece Gambiya'ya özgü değil; tüm Batı Afrika kıyı şeridinde iklim değişikliğinin en somut yüzü olarak karşımıza çıkıyor.
Tuzlu Su İstilasının Ardındaki Nedenler
İklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi, Gambiya Nehri'nin tatlı su akışını etkileyen kuraklıklar ve aşırı yağışlar, tuzlu suyun nehir yataklarına doğru ilerlemesine yol açıyor. Ebrima Nyan'ın anlattığına göre, 30 yıl önce nehir suyu içilebilecek kadar tatlıyken, şimdi tuz oranı o kadar yüksek ki hiçbir ürün yetişmiyor. Köyde tarım yapacak başka alan kalmadığı için gençler şehirlere göç ediyor. Gambiya hükümeti, Çin yapımı barajlar ve sulama projeleriyle çözüm arayışında olsa da uzmanlar, bu tür altyapı yatırımlarının uzun vadede yeterli olmayacağını belirtiyor. Zira tuzlu su istilası sadece Gambiya'da değil, Nijer Deltası, Senegal ve Fildişi Sahili gibi bölgelerde de tarım arazilerini tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Afrika'da deniz seviyesinin yükselmesi sonucu milyonlarca hektar verimli tarım arazisi tuzlanma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, bölgenin en önemli geçim kaynağı olan pirinç üretimini vuruyor. Gambiya Tarım Bakanlığı yetkilileri, tuzlu suya dayanıklı pirinç türleri geliştirmek için araştırmalar yapıldığını, ancak mevcut gidişatın sürdürülemez olduğunu kabul ediyor. Nyan gibi çiftçiler ise geleneksel yöntemlerle mücadele edemeyeceklerini, devletten acil yardım beklediklerini söylüyor.
Küresel Bir Sorunun Yerel Yansımaları
Gambiya'daki bu tablo, iklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkelerde yarattığı adaletsizliğin çarpıcı bir örneği. Dünyanın en az karbon salan ülkelerinden biri olan Gambiya, iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarıyla yüzleşiyor. Ülke, 2050 yılına kadar tarım arazilerinin %40'ını tuzlanma nedeniyle kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu durum gıda güvenliğini tehdit etmenin yanı sıra, kırsal kesimden kentlere göçü hızlandırarak sosyal ve ekonomik sorunları derinleştiriyor. Uluslararası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) raporlarına göre, Batı Afrika'da sıcaklıkların 2°C artması durumunda tuzlanma etkisinin daha da yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. Gambiya gibi küçük ada devletleri ve alçak kıyı ülkeleri, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konusunda acil desteğe ihtiyaç duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gambiya'daki tuzlu su istilası, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikaları ve Afrika ile ilişkileri açısından iki yönlü bir anlam taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da tarımsal kalkınma projelerine ağırlık veriyor; Gambiya'da da benzer işbirlikleri mümkün. Kuraklığa dayanıklı tohum geliştirme, sulama teknolojileri ve deniz suyu arıtma konularında Türk şirketleri bölgede fırsatlar yakalayabilir. Öte yandan, iklim değişikliğine bağlı gıda güvensizliği, Afrika'dan Avrupa'ya düzensiz göçü tetikleyen faktörlerden biri. Türkiye, bu göç rotalarının önemli bir geçiş ülkesi konumunda; dolayısıyla bölgedeki iklim krizi, dolaylı olarak Türkiye'nin sınır güvenliğini ve göç yükünü artırabilir. Türk dış politikasının Afrika'da 'kazan-kazan' odaklı işbirliği, bu tür çevresel krizlerin hafifletilmesine katkı sağlayabilir.