Gambiya'da eski Devlet Başkanı Yahya Jammeh'in 20 yıllık iktidarının sona ermesinin ardından 2017 yılında ordudan firar etmekle suçlanan Sanna Manjang, askeri mahkemede yargılanıyor. Manjang, Jammeh döneminde güvenlik güçleri içinde oluşturulan ve insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilen 'ölüm timi' olarak bilinen birimin lideri olarak tanınıyor. Dava, Gambiya'nın geçmişle yüzleşme ve hukuk devleti inşası sürecinde kritik bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sanna Manjang, Yahya Jammeh'in 1994 darbesiyle iktidara gelmesinden sonra kurulan ve muhalifleri sindirmekle görevlendirilen özel bir güvenlik biriminin başında yer aldı. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre, bu birim Jammeh'in 22 yıllık otoriter yönetimi boyunca muhalefet mensuplarına yönelik sistematik işkence, kaybetme ve infaz olaylarından sorumlu tutuluyor. Jammeh, 2016 seçimlerini kaybettikten sonra önce sonuçları kabul etti, ancak kısa süre sonra seçim sonuçlarını reddederek olağanüstü hal ilan etti. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) askeri müdahalesiyle Ocak 2017'de ülkeden ayrılmak zorunda kaldı ve Ekvator Ginesi'ne sürgüne gitti.
Manjang ise Jammeh'in ülkeden ayrılmasının ardından ordu saflarından ayrılarak firar etti. 2017'de yakalanan Manjang hakkında 'ordudan firar' suçlamasıyla dava açıldı. Ancak insan hakları savunucuları, firar suçlamasının Manjang'ın geçmişte işlediği iddia edilen ağır insan hakları ihlallerini gölgede bırakma riski taşıdığını belirtiyor. Gambiya'da 2017 sonrası dönemde kurulan Hakikat, Uzlaşma ve Tazminat Komisyonu (TRRC), Jammeh dönemindeki insan hakları ihlallerini araştırmak üzere görevlendirilmişti. Komisyon, 2021'de sunduğu raporda güvenlik güçlerinin işlediği suçları ayrıntılı şekilde ortaya koydu ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.
Manjang'ın yargılanması, TRRC'nin tavsiyeleri doğrultusunda atılan somut adımlardan biri olarak görülüyor. Ancak davanın yalnızca firar suçlamasıyla sınırlı kalması, mağdur aileleri ve insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Gambiya hükümetine Manjang'ın geçmişteki eylemlerine ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmesi ve gerekirse ağır suçlardan yargılaması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gambiya, Batı Afrika'da demokratikleşme sürecinde kırılgan bir aşamada bulunuyor. Jammeh sonrası dönemde Devlet Başkanı Adama Barrow yönetimi, uluslararası toplumun desteğiyle hukuk reformları ve güvenlik sektörü reformları başlattı. Ancak yargı bağımsızlığı ve geçmişle yüzleşme konusundaki ilerleme yavaş seyrediyor. Manjang davası, ülkenin geçmişteki ağır insan hakları ihlallerini cezalandırma konusundaki kararlılığını test ediyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Gambiya'daki bu dava, Batı Afrika'da otoriter rejimlerin ardından yaşanan geçiş dönemlerine örnek teşkil ediyor. Benzer şekilde, komşu ülkelerde de eski rejimlerin güvenlik güçlerinin yargılanması tartışmaları sürüyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve diğer küresel adalet mekanizmaları, Gambiya'daki süreci yakından izliyor. Dava, aynı zamanda ECOWAS'ın demokratik normları koruma kapasitesi açısından da bir gösterge niteliği taşıyor. Jammeh'in Ekvator Ginesi'nde dokunulmazlık altında yaşaması, uluslararası adaletin sınırlarını gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gambiya'daki bu dava, Türkiye'nin Afrika politikası ve küresel insan hakları duruşu açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişletirken, kıtadaki siyasi istikrar ve hukuk devleti ilkelerine vurgu yapıyor. Gambiya gibi geçiş dönemi yaşayan ülkelerde yaşanan yargı süreçleri, Türkiye'nin bölgedeki yatırımları ve güvenlik işbirliği için istikrar göstergesi olarak izleniyor. Ayrıca, uluslararası toplumun geçmişle yüzleşme çabalarına verdiği destek, Türkiye'nin insan hakları alanındaki küresel imajını da etkileyebilir. Bu tür davalar, Türkiye'nin Afrika'daki yumuşak gücünü ve normatif diplomasisini sınama potansiyeli taşıyor.