İsrail'de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, kamuoyunda giderek artan bir şekilde Başbakan Binyamin Netanyahu'ya siyasi bir alternatif olarak görülüyor. Netanyahu'nun yolsuzluk davaları ve son dönemdeki yargı reformu tartışmalarıyla sarsılan hükümeti karşısında, Eisenkot'un askeri kariyeri ve merkezci duruşu seçmenler için taze bir umut vaat ediyor. Ancak Eisenkot'un siyasi deneyimsizliği ve parti altyapısının zayıflığı, onu gerçek bir alternatif haline getirme yolunda engel teşkil ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) 21. Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. Bu dönemde, Gazze Şeridi'ndeki Hamas'la yaşanan çatışmalar ve İran'ın nükleer programına yönelik stratejik operasyonlar gibi kritik konularda etkin rol oynadı. Emekli olduktan sonra siyasete atılan Eisenkot, 2022'de Ulusal Birlik Partisi'ne (Kahol Lavan) katıldı. Parti, Benny Gantz liderliğinde Netenyahu'ya karşı muhalefeti birleştirme çabasında olsa da, Eisenkot kısa sürede kendi çizgisini oluşturmayı başardı. Netanyahu'nun yargı reformu planının tetiklediği kitlesel protestolar, Eisenkot'un istikrar ve güvenlik odaklı mesajlarına zemini hazırladı.
Eisenkot'un popülaritesi özellikle güvenlik endişelerinin yüksek olduğu dönemlerde artıyor. 2023'te Batı Şeria'da tırmanan şiddet olayları ve Hizbullah'ın Kuzey sınırında yarattığı tehdit, seçmenleri deneyimli bir askeri lidere yönlendiriyor. Eisenkot, Netanyahu'nun 'güçlü lider' imajına karşı, daha teknokratik ve diplomatik bir yaklaşım sunuyor. Filistinlilerle barış sürecini destekleyen, ancak güvenlik önceliklerinden ödün vermeyen bir söylem geliştiriyor.
Ancak Eisenkot'un siyasi tecrübesizliği ve net bir ekonomik programının olmaması eleştiri konusu. Ayrıca, partisi Ulusal Birlik'in anketlerde hala düşük oy oranlarına sahip olması, bireysel popülaritenin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Netanyahu ise koalisyon ortaklarıyla kurduğu sağ bloku korumayı başarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Eisenkot'un yükselişi, sadece İsrail iç siyaseti değil, aynı zamanda Orta Doğu dengeleri açısından da önem taşıyor. Netanyahu, İbrahim Anlaşmaları ve Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmelerinde etkili bir aktörken, Eisenkot'un barış yaklaşımı Filistin meselesinde farklı bir yön izleyebilir. Eğer iktidara gelirse, Eisenkot'un Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını yumuşatması ve Gazze'ye yönelik daha uzun vadeli bir strateji benimsemesi bekleniyor. Bu, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerde olumlu yankı bulabilir.
İran konusunda Eisenkot, Netanyahu'nun sert çizgisini sürdürmekle birlikte, diplomatik yolları da açık tutmaya daha yatkın. Nükleer anlaşmaya dönüş olasılığı, İran'ın bölgesel nüfuzunu dengeleyebilir. Ayrıca, Rusya ile Ukrayna savaşı ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetinde İsrail'in pozisyonu da Eisenkot'un yönetiminde değişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun gidişi ve Eisenkot'un iktidara gelmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Netanyahu döneminde zaman zaman gerginleşen ikili ilişkiler, Eisenkot'un daha ılımlı ve diyalog odaklı duruşu sayesinde normale dönebilir. Türkiye, İsrail ile enerji işbirliği (Doğu Akdeniz gazı) ve Filistin meselesinde arabuluculuk rolü açısından yeni fırsatlar elde edebilir. Ancak Eisenkot'un güvenlik öncelikleri ve Asya-Pasifik'e yönelme potansiyeli, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Özellikle, Türkiye'nin İsrail-Filistin çatışmasındaki rolü ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları tartışmaları yeniden şekillenebilir. Bu nedenle, Ankara'nın İsrail'deki siyasi gelişmeleri yakından takip etmesi stratejik bir zorunluluk.