İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak erken seçimler öncesinde, eski Genelkurmay Başkanı ve şu anda Ulusal Birlik Partisi'nin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot, Fas kökenli ailesinin hikayesini öne çıkararak Likud partisinin geleneksel olarak güçlü olduğu Sderot gibi kentlerde oy tabanını genişletmeyi hedefliyor. Ülkenin güneyinde Gazze sınırı yakınında bulunan ve 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarından en çok etkilenen yerleşimlerden biri olan Sderot, aynı zamanda İsrail'in sosyo-ekonomik ve etnik dinamiklerinin seçim sonuçlarına yansıdığı kritik bir bölge olarak dikkat çekiyor. Eisenkot'un Fas'tan göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak buradaki seçmenle kurduğu bağ, İsrail siyasetinde kimlik, tarih ve güvenlik algısının nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.
Fas kökenli bir generalin siyasi yolculuğu
Gadi Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) 21. Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. Askeri kariyeri boyunca özellikle Kuzey Komutanlığı'ndaki görevleriyle tanınan Eisenkot, emekliliğinin ardından siyasete atılarak Benny Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'ne katıldı. Eisenkot'un babası Meir, 1950'lerde Fas'tan İsrail'e göç etmiş bir ailenin mensubu. Bu köken, İsrail'de 'Mizrahi' olarak adlandırılan ve genellikle sağ partilere oy veren Orta Doğu ve Kuzey Afrika kökenli Yahudi topluluklarıyla doğrudan bir bağ kuruyor. Eisenkot, seçim kampanyasında bu kimliğini vurgulayarak, özellikle Sderot gibi Likud'un kalesi olan kentlerde 'içlerinden biri' mesajı veriyor.
Sderot, nüfusunun büyük çoğunluğu Fas, Irak, İran gibi ülkelerden gelen Yahudi göçmenlerden oluşan bir kent. Tarihsel olarak bu bölge, İsrail'in sosyalist siyasi geleneğine karşı bir denge unsuru olarak sağ partilere, özellikle de Likud'a güçlü bir destek vermiş durumda. Ancak 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki savaş, bu bağlılıklarda çatlaklar oluşturdu. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınları ve güvenlik endişesi taşıyan seçmenler, hükümetin istihbarat ve güvenlik politikalarını sorgulamaya başladı. Eisenkot, askeri geçmişi ve 'sorumlu güvenlik' söylemiyle bu seçmene ulaşmayı amaçlıyor.
7 Ekim sonrası değişen siyasi dengeler
Hamas'ın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği saldırılarda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetti ve 240'tan fazla kişi rehin alındı. Sderot, saldırıların ilk hedeflerinden biri oldu ve kent büyük hasar gördü. Bu travma, bölge halkının güvenlik algısını derinden sarstı. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Likud'un 'güvenlik garantisi' imajı, saldırıların önlenememesi nedeniyle ciddi yara aldı. Eisenkot, bu ortamda 'gerçek güvenlik deneyimi' olan bir isim olarak öne çıkıyor. Emekli general, kampanyasında Netanyahu'yu sert bir dille eleştirirken, ulusal birlik ve sorumluluk vurgusu yapıyor.
Ancak Eisenkot'un Fas kökenli kimliğini öne çıkarması, İsrail siyasetinde her zaman beklenen etkiyi yaratmayabilir. Zira Mizrahi seçmenin Likud'a bağlılığı sadece etnik kökene değil, aynı zamanda partinin sosyal politikalara ve Filistin meselesine yaklaşımına da dayanıyor. Yine de Sderot gibi yerlerde kişisel hikayeler ve yerel bağlar, ulusal siyasi tercihleri etkileyebiliyor. Eisenkot'un babasının Fas'tan göç hikayesi, bu seçmenle duygusal bir köprü kurma potansiyeli taşıyor.
İsrail siyasetinde kimlik ve tarih
İsrail'de siyasi tercihler, etnik köken, dindarlık düzeyi ve sosyo-ekonomik durum gibi faktörlerle şekilleniyor. Aşkenazi (Avrupa kökenli) ve Mizrahi (Orta Doğu kökenli) ayrımı, özellikle 1970'lerden itibaren siyasette belirleyici oldu. Likud, 1977'de ilk kez iktidara geldiğinde Mizrahi seçmenin desteğini arkasına almıştı. Bugün ise bu denge, yeni nesil seçmen ve değişen önceliklerle yeniden şekilleniyor. Eisenkot'un adaylığı, bu tarihsel ayrımın ne kadar geçerli olduğunu test edecek.
Seçim anketleri, Ulusal Birlik Partisi'nin oylarını artırdığını gösteriyor, ancak Likud hala en güçlü parti konumunda. Sderot gibi yerlerde yapılan yerel anketler, Eisenkot'un isminin tanınırlığının yüksek olduğunu ancak partizan bağlılıkların kolay kolay değişmediğini ortaya koyuyor. Yine de 7 Ekim sonrası ortam, seçmen davranışlarında geleneksel kalıpların dışına çıkılabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi dengelerin değişmesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarını doğrudan etkileyebilir. Gadi Eisenkot'un yükselişi, İsrail'in güvenlik odaklı yaklaşımında bir değişim sinyali olarak okunabilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde Filistin meselesini merkeze alırken, İsrail'in iç siyasetindeki kırılganlıklar ve yeni aktörler, Ankara'nın manevra alanını genişletebilir. Özellikle Eisenkot'un askeri geçmişi ve olası ılımlı söylemi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik diyaloglarında yeni bir kanal açabilir. Ancak İsrail siyasetinin yapısal sorunları ve Filistin politikalarındaki süreklilik, ilişkilerin seyrini belirleyecek asıl faktör olmaya devam ediyor.