G7 ülkelerinin liderleri, İtalya'nın ev sahipliğinde düzenlenen zirvede İran nükleer programına yönelik yeni bir mutabakatı masaya yatırdı. Henüz resmi olarak imzalanmamış olsa da, taslak metin üzerinde yürütülen müzakereler dikkat çekiyor. Zirve kapsamında ele alınan bu girişim, İran ile Batı arasındaki gerginliği azaltmayı hedeflerken, özellikle İsrail ve Körfez ülkelerinin tepkilerine yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran nükleer anlaşması (JCPOA), 2015 yılında imzalanmış ve 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle büyük bir darbe almıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmanın sınırlarını aştı. G7 ülkeleri, özellikle Almanya, Fransa ve İngiltere'nin öncülüğünde yeni bir çerçeve oluşturmaya çalışıyor.
Zirvede konuşan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “İran’ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğuna dair güvence almadığımız sürece mevcut yaptırımlar devam edecek” ifadelerini kullandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise diplomatik çözümün hala mümkün olduğunu ancak zaman daraldığını vurguladı.
İran tarafı ise henüz resmi bir açıklama yapmazken, devlet medyası mutabakatın “dayatmacı” olduğunu ve Tahran’ın çıkarlarını gözetmediğini öne sürdü. Uzmanlara göre, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesi yüzde 60’a ulaşmış durumda ve bu oran, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90’a oldukça yakın.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir anlaşma, sadece İran-Batı ilişkilerini değil, Ortadoğu’daki güç dengelerini de etkileyecek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, herhangi bir mutabakata şiddetle karşı çıkarak, “Bu bir anlaşma değil, teslimiyet” dedi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise anlaşmanın bölgesel istikrarı sağlaması halinde destekleyebileceklerini belirtti.
Rusya ve Çin, İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasını talep ederken, ABD yönetimi mevcut yaptırımların devamından yana. G7 zirvesinin ardından yayımlanması beklenen ortak bildiride, İran’a yönelik “kapsamlı ve doğrulanabilir” bir anlaşma çağrısı yapılması öngörülüyor. Analistler, bu sürecin 2024 sonuna kadar netleşebileceğini ancak teknik detayların müzakereleri uzatabileceğini kaydediyor.
Enerji piyasaları da gelişmeleri yakından takip ediyor. İran’ın yaptırımların hafifletilmesi halinde küresel petrol arzını artırabileceği ihtimali, petrol fiyatlarında kısa vadeli düşüş beklentisi yaratıyor. Ancak İran'ın nükleer faaliyetlerinin askıya alınmaması durumunda yeni yaptırım dalgaları enerji fiyatlarını yukarı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer mutabakatı, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşu ülkelerle ilişkileri açısından hayati önem taşıyor. Türkiye, İran’dan doğal gaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, yaptırımların hafifletilmesi durumunda enerji maliyetlerinde düşüş bekleyebilir. Ayrıca, İran’la sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında iş birliği yapan Ankara, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlamasını umuyor. Ancak İsrail ve Körfez ülkelerinin anlaşmaya karşı çıkması, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik manevra alanını daraltabilir. Bu nedenle Ankara, süreci denge politikası çerçevesinde izleyecek.