İsveç Parlamentosu (Riksdag), ülkenin göçmen karşıtı politikalarını daha da sertleştiren yeni yasaları kabul etti. Yasal düzenleme, yetkililere göçmenlerin oturma izinlerini 'iyi davranış' gibi muğlak kriterlere dayanarak iptal etme yetkisi veriyor. Muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, yasanın keyfi uygulamalara yol açacağı ve ayrımcılığı derinleştireceği gerekçesiyle eleştiriyor.
Gelişmenin arka planı
İsveç'te 2015'teki göç dalgasının ardından sağ partilerin etkisiyle göçmen karşıtı söylem güçlenmişti. Şu anda üç partili merkez sağ koalisyonu, aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın dışarıdan desteğiyle yönetiliyor. Hükümet, bu yıl içinde göçmen sayısını daha da azaltmayı ve uyum politikalarını revize etmeyi hedefliyor. Yeni yasa, özellikle suç işlememiş veya topluma uyum sağlamış göçmenlerin bile 'genel ahlak' veya 'davranış bozukluğu' gibi gerekçelerle sınır dışı edilebilmesinin önünü açıyor. İnsan hakları grupları, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, İsveç'i uluslararası taahhütlerine saygı göstermeye çağırdı.
Bölgesel veya küresel boyut
İsveç'in bu adımı, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtlığının bir yansıması. Danimarka, İtalya ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer yasalar tartışılıyor. Avrupa Birliği, İsveç'i ortak göç politikasına uyum konusunda uyarabilir. İskandinav ülkeleri arasında daha önce mülteci hakları konusunda lider olan İsveç'in bu dönüşü, bölgesel işbirliklerini etkileyebilir. Norveç ve Finlandiya, kendi göç politikalarını gözden geçirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor. İsveç'in kabul ettiği yasalar, küresel anlamda mülteci koruma standartlarının zayıflaması riskini taşıyor. Bu durum, Türkiye'nin AB ile yeniden canlandırmaya çalıştığı mülteci anlaşması müzakerelerinde Avrupa'nın insani yükünü hafifletme çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'den Avrupa'ya yönelen düzensiz göçü caydırmak için AB'nin güçlü bir ortaklık anlayışına ihtiyacı var; İsveç gibi ülkelerin sertleşmesi, bu ortaklığın temelini sarsabilir.