Fransa'nın Biarritz kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nde bir araya gelen dünyanın en büyük yedi ekonomisinin liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile sağladığı ilke anlaşmasını memnuniyetle karşıladı. Liderler, söz konusu anlaşmanın Trump'ın 'güçlü liderliği' sayesinde mümkün olduğunu belirterek, bunu bir 'atılım' olarak nitelendirdi. Gelişme, zirvenin odak noktası haline gelen ABD-İran geriliminde yumuşama sinyali olarak yorumlandı. Zirve boyunca Trump'la bir dizi ikili görüşme yapan liderler, özellikle Körfez'de artan tansiyonun düşürülmesi için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. İran'ın nükleer faaliyetleri ve bölgesel müdahaleleri nedeniyle uluslararası toplumun endişeleri sürerken, G7 ülkelerinin Trump'a verdiği bu desteğin, anlaşmaya meşruiyet kazandırdığı düşünülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Zirvede 11. Saat Diplomasisi
G7 Zirvesi, başlangıçta Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası nedeniyle gergin başlamıştı. ABD, 2018'de tek taraflı olarak çekildiği nükleer anlaşmanın (JCPOA) ardından İran'a ağır yaptırımlar uygularken, Avrupalı müttefikler bu politikayı sürdürülebilir bulmuyordu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe'nin arabuluculuğunda yürütülen yoğun diplomasi trafiği sonucu, Trump'ın İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile kısa bir görüşme yapmayı kabul ettiği bildirildi. Her ne kadar Beyaz Saray'dan resmi bir açıklama gelmese de, Macron'un zirve sonrası yaptığı basın toplantısında 'önemli ilerleme kaydedildiği' ifadeleri dikkat çekti. G7 liderleri, anlaşmanın İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından kritik olduğunu belirtti. Ayrıca, anlaşmanın İran ekonomisi üzerindeki baskıyı hafifletebileceği ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmayı dengeleyebileceği ifade edildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Körfez'de Yeni Bir Dönem mi?
ABD-İran arasındaki bu ön anlaşma, özellikle Basra Körfezi'nde seyir güvenliğini tehdit eden gerilimi düşürme potansiyeli taşıyor. Son aylarda İran'ın devriye botlarıyla ABD savaş gemileri arasında yaşanan yakın temaslar ve mürettebatlı gemilere el konulması, bölgede savaş riskini artırmıştı. G7 ülkeleri, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve uluslararası denetimlere izin vermesi koşuluna bağlı olduğunu vurguluyor. Ancak İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in anlaşmayı 'olumlu ama yetersiz' bulduğu yönünde açıklamaları, sürecin hassasiyetini gösteriyor. Uzmanlar, G7'nin bu desteğinin Trump'ın iç politikada elini güçlendirebileceğini, ancak İran'daki muhafazakar kanadın anlaşmaya direnç gösterebileceğini belirtiyor. Küresel ölçekte ise, anlaşmanın petrol piyasalarını rahatlatması ve ticaret savaşları nedeniyle zaten kırılgan olan küresel ekonomiye nefes aldırması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. ABD-İran anlaşması, Türkiye'ye yönelik ikincil yaptırım riskini azaltabilir ve İran'dan doğalgaz ithalatını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bölgesel gerilimin düşmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarına dolaylı da olsa olumlu yansıyabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın nükleer programına tam denetim getirmemesi veya bölgesel milis güçlerini kapsamaması halinde, Türkiye'nin güvenlik endişeleri devam edecektir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem Tahran'la dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda kalacak.