Fransa'da bir mahkeme, enerji devi TotalEnergies'in, faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının yanı sıra müşterilerinin emisyonlarını da raporlamasına hükmetti. Karar, şirketi çevresel etkileri konusunda daha şeffaf olmaya zorlarken, iklim aktivistleri için önemli bir hukuki zafer olarak değerlendiriliyor. Davayı açan dört sivil toplum kuruluşu, Fransa'nın çevre yasasının yerel kirliliğin yanı sıra iklim değişikliğini de kapsadığını savunmuştu.
Davanın Arka Planı ve Yasal Dayanak
TotalEnergies, 2022 yılında Fransız mahkemesinde, 2020 tarihli İklim ve Dayanıklılık Yasası uyarınca emisyonlarını raporlama yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle dava edilmişti. Yasa, şirketlerin çevresel riskleri önleme taahhüdü kapsamında sera gazı emisyonlarını ve bunları azaltma planlarını açıklamasını zorunlu kılıyor. STK'lar, TotalEnergies'in yalnızca kendi operasyonel emisyonlarını değil, aynı zamanda müşterilerinin fosil yakıt kullanımından kaynaklanan 'Kapsam 3' emisyonlarını da raporlaması gerektiğini ileri sürdü. Şirket ise bu talebin aşırı ve uygulanamaz olduğunu savunuyordu.
Mahkeme, Nisan ayında bir duruşma sonrası 30 Nisan'da kararını açıkladı. Kararda, TotalEnergies'in Kapsam 3 emisyonlarını raporlama yükümlülüğü olduğu vurgulandı. Ancak şirketin bu emisyonları azaltmak için bir plan sunması gerekmediği, yalnızca raporlamasının yeterli olduğu belirtildi. Bu, TotalEnergies için kısmi bir zafer olarak görülse de, karar şeffaflık açısından emsal teşkil ediyor.
Küresel Boyut ve Enerji Sektörüne Etkileri
Karar, yalnızca Fransa için değil, küresel enerji sektörü için de önemli yansımalar taşıyor. TotalEnergies, dünyanın en büyük petrol ve gaz şirketlerinden biri olarak, benzer davalarla karşı karşıya kalan diğer enerji devlerine örnek oluşturabilir. Özellikle Avrupa'da, iklim davaları hızla artıyor; Shell, BP ve Eni gibi şirketler de benzer yasal süreçlerle karşı karşıya. Bu tür kararlar, şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadelede daha hesap verebilir olmalarını sağlıyor.
Kapsam 3 emisyonları, bir şirketin toplam karbon ayak izinin genellikle en büyük kısmını oluşturuyor. TotalEnergies gibi fosil yakıt şirketleri için bu, ürünlerinin kullanımı sırasında ortaya çıkan emisyonları içeriyor. Mahkeme kararı, şirketlerin yalnızca kendi operasyonlarını değil, tüm değer zincirlerini dikkate almak zorunda olduklarını ortaya koyuyor. Bu da enerji şirketlerinin yenilenebilir enerjiye geçişini hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede 2021'de Paris İklim Anlaşması'nı onaylayarak önemli bir adım atmıştır. Ancak Türkiye'deki şirketlerin emisyon raporlaması konusunda benzer yasal düzenlemeler henüz yaygın değildir. TotalEnergies kararı, Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası enerji şirketleri için de bir emsal oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatındaki bağımlılığı ve karbon yoğun ekonomisi göz önüne alındığında, bu tür yasal gelişmeler, yerel düzenleyicileri harekete geçirebilir. Türkiye'nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında şirketlerin sürdürülebilirlik raporlaması teşvik edilmektedir; ancak yaptırım gücü sınırlıdır. Bu karar, küresel bir trendin parçası olarak Türk şirketlerini de daha şeffaf olmaya itebilir.