Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere, İsrail'e işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşim genişletmesini durdurma ve tartışmalı E1 projesi kapsamında bu hafta açılan 1.200'den fazla yeni konut ihalesini derhal geri çekme çağrısında bulundu. Dört Avrupa ülkesi, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bu adımın iki devletli çözümü baltaladığını belirtti.
Avrupa'dan ortak açıklama
Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ortak açıklamada, İsrail'in Batı Şeria'da yerleşim faaliyetlerini genişletme kararının 'uluslararası hukukun açık bir ihlali' olduğu vurgulandı. Açıklamada, 'Bu yerleşimler, Filistin halkının kendi devletlerini kurma hakkını fiilen imkânsız hale getiriyor ve bölgedeki barış çabalarına ciddi bir darbe vuruyor' ifadeleri yer aldı. Avrupalı ülkeler, İsrail hükümetini, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümü tehlikeye atan tek taraflı adımlardan kaçınmaya çağırdı.
İsrail'in yerleşim politikaları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı başta olmak üzere birçok uluslararası karara aykırı olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, daha önce de İsrail'in yerleşim faaliyetlerini 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendirmiş ve bu faaliyetleri boykot etme sinyali vermişti. Son açıklama, Avrupa'nın bu konudaki tutumunun ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha gösteriyor.
E1 projesi ve bölgesel etkileri
E1 projesi, Kudüs'ün doğusunda, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan ve Doğu Kudüs ile Ma'ale Adumim yerleşimi arasında kalan yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu proje tamamlandığında, Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı kesecek ve Filistinlilerin Doğu Kudüs'e erişimini büyük ölçüde engelleyecek. Filistinliler, bu projeyi 'iki devletli çözümün sonunu getirecek bir adım' olarak görüyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, yerleşim faaliyetlerini artırarak Batı Şeria'daki Yahudi nüfusunu artırmayı hedefliyor. Uluslararası toplum ise bu adımların bölgede istikrarsızlığı artırdığını ve barış müzakerelerinin yeniden başlamasını engellediğini belirtiyor. Avrupa ülkelerinin bu çıkışı, İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artırmayı amaçlıyor.
ABD'nin bu konudaki tutumu ise belirsizliğini koruyor. Biden yönetimi, yerleşim faaliyetlerine karşı çıkmakla birlikte, İsrail'e yönelik somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, Avrupa ülkelerinin İsrail'e karşı daha sert bir tutum almasına yol açıyor. Avrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi uygulamalarla İsrail'i ekonomik olarak zorlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği güçlendiriyor. Ankara, daha önce de İsrail'in yerleşim politikalarını kınayarak Filistin devletinin kurulmasını savunmuştu. Avrupa ülkelerinin bu çıkışı, Türkiye'nin bölgesel politikalarıyla örtüşüyor ve Filistin meselesinde uluslararası toplumun İsrail'e karşı tutumunu sertleştirebilir. Türkiye, bu süreçte hem Filistin yönetimiyle hem de Avrupa ülkeleriyle iş birliğini artırabilir; ayrıca Doğu Kudüs'ün statüsü konusunda uluslararası platformlarda daha aktif bir rol oynayabilir.