Fransa, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki stratejik petrol tesislerinin savunmasına katkı sağlamak amacıyla bölgeye askeri güç gönderiyor. Bu adım, bir Avrupa ülkesinin petrol arzının istikrarını askeri yardımla destekleme yönündeki son girişimi olarak öne çıkıyor. Fransız donanmasına ait unsurların ve muhtemelen hava savunma sistemlerinin bölgeye konuşlandırılacağı belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki petrol terminalleri ve rafinerileri, son yıllarda Husilerin insansız hava araçları ve füze saldırılarıyla hedef alınıyordu. Fransa'nın bu hamlesi, hem Suudi Arabistan'a güvenlik desteği hem de küresel enerji piyasalarında istikrar arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Fransa'nın asker gönderme kararı, Kızıldeniz'de artan güvenlik tehditlerine yanıt olarak geldi. Yemen'deki Husi isyancılar, Suudi Arabistan'ın güneyindeki petrol altyapısına yönelik saldırılarını sürdürüyor. Özellikle Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu ve Cidde'deki devasa petrol rafinerileri ve ihracat terminalleri, küresel petrol arz güvenliği açısından kritik öneme sahip. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, dünya petrol fiyatlarında ani sıçramalara neden olmuştu. Fransa, bölgede zaten kalıcı bir askeri varlığa sahip: Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Al Dhafra Hava Üssü'nde Fransız savaş uçakları konuşlu ve BAE'nin başkenti Abu Dabi açıklarında Fransız deniz üssü bulunuyor. Bu yeni konuşlandırma, mevcut Fransız kuvvetlerini güçlendirebilir veya Kızıldeniz'e özel deniz unsurları sevk edilebilir. Fransa Savunma Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi ancak konuya yakın kaynaklar, bir firkateyn ve hava savunma bataryasının bölgeye gönderilebileceğini belirtiyor.
Avrupa ülkeleri, enerji arz güvenliğini sağlamak için askeri araçları giderek daha fazla kullanıyor. İngiltere Kraliyet Donanması, Basra Körfezi'nde daimi bir mayın temizleme gemisi bulunduruyor. Fransa ise 2020'den bu yana Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde deniz güvenliği operasyonlarına katılıyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ise son yıllarda görece azaldı; Washington, Çin ve Rusya'ya odaklanmak için Orta Doğu'dan çekilmeye başladı. Bu boşluk, Avrupa ülkelerinin kendi enerji çıkarlarını korumak için daha fazla sorumluluk almasına yol açıyor. Suudi Arabistan, petrol ihracatının büyük bir kısmını Kızıldeniz üzerinden yapıyor ve bu hat, Hürmüz Boğazı'na alternatif bir güzergah olarak stratejik önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'nın hamlesi, Avrupa'nın enerji güvenliği mimarisinde askeri unsurların ağırlığını artırıyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa, Rus petrol ve gazına bağımlılığını azaltmaya çalışırken Orta Doğu'dan gelen arz daha kritik hale geldi. Suudi Arabistan, Avrupa'nın en büyük petrol tedarikçilerinden biri ve Kızıldeniz'deki istikrarsızlık doğrudan Avrupa'nın enerji fiyatlarını etkiliyor. Fransa'nın konuşlandırması, aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisine karşı bir denge unsuru olarak da okunabilir. İran, Husilere silah ve finansman desteği sağlamakla suçlanıyor. Tahran yönetimi, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların arkasında olduğu iddialarını reddediyor. Ancak Kızıldeniz'deki güvenlik sorunu, İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir yansıması.
Küresel petrol piyasaları, Kızıldeniz'deki herhangi bir kesintiye karşı hassas. Dünya petrol arzının yaklaşık %10'u bu rotadan geçiyor. Fransa'nın askeri desteği, piyasalara "arz güvenliği sağlanacak" mesajı vererek fiyat dalgalanmalarını sınırlayabilir. Öte yandan, bu tür askeri konuşlandırmalar bölgede tansiyonu artırabilir ve İran'ın misilleme olasılığını gündeme getirebilir. Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıl Kızıldeniz'de deniz güvenliği için ayrı bir operasyon başlatmıştı (EUNAVFOR Aspides). Fransa'nın bu operasyona ek katkı sağlaması muhtemel. NATO içinde de Kızıldeniz güvenliği tartışılıyor; ancak ittifakın doğrudan müdahalesi konusunda üyeler arasında görüş ayrılıkları var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın Suudi Arabistan'a askeri destek hamlesi, Türkiye'nin bölgesel enerji koridorları ve güvenlik dengeleri açısından yakından takip etmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor; petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar cari açık üzerinden ekonomiyi baskılıyor. Ayrıca Fransa'nın bölgedeki askeri varlığını artırması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'deki stratejik öncelikleriyle çakışabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu tür bir Avrupa müdahalesi, Ankara'nın bölgedeki nüfuz alanını sınırlayabilir ve Türkiye'nin enerji güvenliği için alternatif güzergahlar (örneğin Irak-Türkiye boru hattı) daha da önemli hale gelebilir. Öte yandan Fransa ile yaşanan Doğu Akdeniz gerilimi göz önüne alındığında, bu tür konuşlandırmalar iki ülke arasında yeni bir rekabet alanı yaratabilir.