Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin genç lideri Jordan Bardella, Marine Le Pen'in olası bir yasakla karşılaşması halinde 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmaya hazırlanıyor. 30 yaşındaki popülist siyasetçi, Le Pen'in yolsuzluk davasında mahkum edilmesi ve siyasi haklardan men cezası alması durumunda partinin yeni yüzü olarak öne çıkıyor. Peki kim bu genç siyasetçi ve Fransa'yı nasıl bir gelecek bekliyor?
Kim bu Jordan Bardella?
Jordan Bardella, 1995 doğumlu olup Paris banliyölerinde büyümüş bir siyasetçidir. Babası İtalyan kökenli anne ise Cezayir asıllıdır. Sorbonne Üniversitesi'nde coğrafya okurken siyasete atılan Bardella, 19 yaşında RN'ye katıldı. Hızlı yükselişi dikkat çekti: 2019'da Avrupa Parlamentosu'na seçildi ve 2022'de Marine Le Pen tarafından partinin genel başkanlığına getirildi. Le Pen, kendisini ulusal liderlik yerine parlamento grup başkanlığına odaklanmak amacıyla bu görevi Bardella'ya devretmişti.
Bardella, popülist ve göçmen karşıtı söylemleriyle tanınıyor. Özellikle genç seçmenler arasında sosyal medya üzerinden etkili bir kampanya yürüten Bardella, 'Fransa'yı Fransızlara geri verme' vaadiyle dikkat çekiyor. Le Pen'in aksine daha 'modern' bir imaj çizen lider, AB karşıtı ve milliyetçi politikaları savunuyor. Ekonomide korumacılık, kamu harcamalarında kısıtlama ve yerli işgücüne öncelik gibi vaatleri bulunuyor.
Ancak Bardella'nın deneyimsizliği ve Le Pen gölgesinde kalan kişiliği eleştiri konusu. Parti içinde Le Pen'in halen büyük ağırlığı olduğu bilinirken, Bardella'nın aday olması durumunda Le Pen'in perde arkasından yönetmeyi sürdüreceği yorumları yapılıyor.
Fransa ve Avrupa için ne anlama geliyor?
Bardella'nın cumhurbaşkanı olması, Fransa'nın AB ve NATO ile ilişkilerinde köklü değişimlere yol açabilir. Kendisi de Le Pen gibi Frexit (Fransa'nın AB'den çıkışı) fikrine sıcak bakmasa da AB'yi içten dönüştürmeyi hedefliyor. Örneğin, ulusal egemenliğin AB kurallarına üstünlüğü, sınır kontrollerinin yeniden tesis edilmesi ve ortak tarım politikasının revizyonu gibi talepleri var.
Güvenlik alanında ise NATO'nun askeri kanadından çekilmeyi değil, ancak daha bağımsız bir savunma politikası izlemeyi savunuyor. Ukrayna savaşı konusunda ise Le Pen'in daha Rusya yanlısı çizgisine kıyasla, Bardella daha temkinli bir dil kullanıyor: Müzakereleri destekliyor ancak Ukrayna'ya askeri yardımın sınırlandırılmasını istiyor.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerine henüz üç yıl olmasına rağmen, Le Pen'in yargı süreci erken bir seçim senaryosunu gündeme getiriyor. Le Pen'in 2025'te sonuçlanması beklenen davada 5 yıla kadar siyasi yasak alması durumunda, RN'nin adayı Bardella olacak. Anketler, Bardella'nın ikinci turda Macron'un halefine karşı şanslı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bardella'nın olası cumhurbaşkanlığı, Türkiye-Fransa ilişkilerinde yeni bir döneme işaret edebilir. RN, geleneksel olarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan'ı destekleyen bir çizgiye sahiptir. Bardella da bu çizgiyi devam ettiriyor: Geçmişte Türkiye'ye yönelik 'Müslüman Kardeşler' benzetmesi yapmış ve sığınmacı politikalarını eleştirmiştir. Ayrıca, Fransız muhafazakâr çevrelerinde Türkiye'ye karşı artan önyargı, Bardella'nın iktidarında derinleşebilir. Ancak ticari ilişkilerde pragmatik bir yaklaşım da mümkün; zira Fransa, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biridir. Yine de genel olarak, Bardella liderliğindeki bir Fransa, Türkiye'ye karşı daha mesafeli ve rekabetçi bir politika izleyebilir.