Fransa, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Kusra köyünde İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere ait evleri zorla ele geçirmesini sert bir dille kınadı. Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu eylemin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu belirtilirken, İsrail hükümetine yerleşimci şiddetine son vermesi çağrısında bulunuldu. Olay, bölgede tansiyonun yükseldiği bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
Kusra köyü, Nablus'un güneyinde, yerleşimci yerleşimleriyle çevrili stratejik bir konumda bulunuyor. Son haftalarda, İsrailli yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırıları ve evleri ele geçirme girişimleri artış gösterdi. Bu olayda, bir grup silahlı yerleşimcinin, Filistinli ailelerin evlerine zorla girdiği ve aileleri dışarı attığı bildirildi. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin askeri koruma altında hareket ettiğini öne sürdü. Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, yerleşimciler ayrıca köydeki zeytin ağaçlarına da zarar verdi.
Fransa'nın açıklaması, Avrupa Birliği'nin yerleşimcilere yönelik yaptırım kararlarının ardından geldi. AB, geçtiğimiz ay bazı aşırılıkçı yerleşimcilere seyahat yasağı ve varlık dondurma uygulamaya başlamıştı. Fransa, bu yaptırımların genişletilmesi gerektiğini savunuyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İsrail, uluslararası toplumun tüm uyarılarına rağmen yerleşim faaliyetlerini sürdürüyor. Bu, iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getiriyor" ifadelerini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut
Kusra'daki olay, sadece bir köyün değil, tüm Batı Şeria'nın kaderini etkileyen bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, 2024 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti vakaları yüzde 50 arttı. Bu durum, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, bölgedeki çatışma riskini de artırıyor. Uzmanlar, İsrail'in aşırı sağcı hükümetinin yerleşimci grupları desteklediğini ve bu grupların cezasız kaldığını belirtiyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler büyürken, ABD'nin tutumu ise eleştiriliyor. ABD, son dönemde İsrail'e yönelik bazı kısıtlamalar getirse de, yerleşimci şiddeti konusunda etkili bir adım atmış değil. Bu durum, Avrupa ülkelerinin kendi başına hareket etme isteğini güçlendiriyor. Fransa'nın sert açıklaması, diğer Avrupa başkentlerini de harekete geçirebilir. Öte yandan, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da benzer kınamalarda bulundu.
Bölgedeki gelişmeler, Gazze'deki ateşkes müzakerelerini de olumsuz etkileyebilir. Filistin tarafı, İsrail'in Batı Şeria'daki saldırganlığını sürdürmesi halinde müzakere masasından çekilmekle tehdit ediyor. İsrail Dışişleri Bakanı ise Fransa'nın açıklamasına tepki göstererek, "Fransa'nın tarihiyle yüzleşmesi gerekiyor" dedi ve bu tür kınamaların iki devletli çözüme katkı sağlamadığını öne sürdü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Türkiye, daha önce İsrail'in yerleşimci şiddetini kınamış ve Filistin devletinin tanınması için diplomatik girişimlerde bulunmuştu. Kusra'daki olay, Türkiye'nin BM nezdinde İsrail aleyhine yeni girişimler başlatmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel nüfuzu göz önüne alındığında, bu tür kınamaların uluslararası kamuoyu oluşturmada kritik bir rol oynayabileceği değerlendiriliyor. Ancak Türkiye'nin doğrudan bu olaya müdahil olması beklenmese de, diplomatik tepkilerin derinleşmesi muhtemeldir.