Fransa'nın eski Başbakanı Édouard Philippe, ülkedeki aşırı sağın yükselişine karşı koymak amacıyla merkez ve sağ kesimleri bir araya getirecek yeni bir siyasi parti kurma niyetini açıkladı. Philippe, Le Havre belediye başkanı olarak görev yaparken, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi yelpazenin geniş bir kesimini kucaklayacak bir hareket oluşturmayı hedefliyor. Bu adım, Fransa'da merkez sağın parçalanmışlığı ve aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin kamuoyu yoklamalarındaki güçlü konumu göz önüne alındığında, siyasi dengeleri değiştirebilecek potansiyel bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Philippe'in siyasi kariyeri ve yeni oluşumun hedefleri
Édouard Philippe, 2017-2020 yılları arasında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ilk başbakanı olarak görev yapmış ve Macron'un merkezci çizgisine yakın durmuştu. Ancak Philippe, Macron'un yıpranması ve ülkedeki siyasi kutuplaşmanın artması üzerine, kendi siyasi geleceğini inşa etme arayışına girmişti. Le Monde gazetesine verdiği röportajda Philippe, "Fransa'nın ihtiyacı olan şey, aşırı uçlara karşı koyabilecek, tutarlı ve kararlı bir merkez sağ çizgisidir" ifadelerini kullandı.
Philippe'in yeni partisi, "Horizons" adını taşıyan ve halihazırda belediye başkanları ile bölgesel yöneticilerden oluşan bir ağa dayanıyor. Bu oluşum, "Fransa'yı Birleştir" sloganıyla yola çıkarak, toplumun geniş kesimlerini kucaklamayı ve 2027 seçimlerinde alternatif bir aday çıkarmayı planlıyor. Philippe, açıklamasında "Bizim amacımız, Fransız halkına güven verecek, ülkenin sorunlarına somut çözümler sunacak bir siyasi hareket oluşturmaktır" dedi.
Ancak Philippe'in bu girişimi, siyasi çevrelerde farklı yorumlara yol açtı. Bazı analistler, bu hamlenin Cumhurbaşkanı Macron'un ittifakını zayıflatabileceğini, zira Philippe'in merkez sağ seçmeni kendine çekebileceğini belirtiyor. Diğerleri ise, Philippe'in asıl hedefinin aşırı sağın oy tabanını eritmek ve üçüncü bir yol olarak ortaya çıkmak olduğunu savunuyor. "Philippe, Fransa'da geleneksel sağın (Cumhuriyetçiler) kriz yaşadığı bir dönemde, bu boşluğu doldurmak istiyor. Ancak başarılı olup olmayacağı, önümüzdeki dönemde yapacağı açılımlara ve yerel seçimlerde alacağı sonuçlara bağlı" yorumu yapılıyor.
Fransa'da aşırı sağın yükselişi ve siyasi tablo
Fransa'da aşırı sağın lideri Marine Le Pen, son yıllarda düzenlediği seçim kampanyaları ve göçmen karşıtı söylemleriyle önemli bir seçmen kitlesine ulaşmış durumda. 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Le Pen, ikinci turda Macron'a karşı yarışmış ve oyların yaklaşık yüzde 41'ini alarak tarihi bir başarı elde etmişti. kamuoyu yoklamaları, Le Pen'in 2027 seçimlerinde en güçlü adaylardan biri olarak öne çıktığını gösteriyor.
Son yapılan bir ankete göre, Fransız seçmenlerin yüzde 35'inin aşırı sağın politikalarına sempati duyduğu, yüzde 30'unun ise merkez sağın geleneksel partilerinden memnun olmadığı ortaya çıktı. Bu tablo, Philippe gibi merkez sağ figürlerin, aşırı sağa kaptırılan seçmenleri geri kazanmak için yeni bir siyasi alternatif sunması gerektiğinin sinyalini veriyor. Uzmanlar, Philippe'in bu hamlesinin, Fransa'da siyasi yelpazenin yeniden şekillenmesine yol açabileceğini ve 2027 seçimlerinin sonucunu doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Macron'un partisi Rönesans'ın (eski adıyla La République En Marche!) içinde yaşanan gerilimler ve çalkantılar, Philippe'in bağımsız hareketini güçlendirebilir. Macron'un popülaritesinin düşmesi ve reformlarının tartışma yaratması, merkez seçmeni farklı arayışlara itiyor. Bu bağlamda Philippe, "Fransa'nın önünü açacak yeni bir sayfa açmanın zamanı geldi" diyerek, mevcut hükümetin politikalarına mesafeli durduğunu da ima etmiş oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi gelişmeler, Türkiye-Fransa ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Philippe'in aşırı sağa karşı merkez sağda birleşme çağrısı, Fransa'nın iç siyasetinde denge arayışını yansıtıyor. Türkiye, Fransa ile ilişkilerinde özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve terörle mücadele konularında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşasa da, bu tür bir siyasi değişim ilişkilerin geleceği açısından belirleyici olabilir. Fransa'da merkez sağın güçlenmesi, AB içinde Türkiye'ye yönelik daha dengeli ve yapıcı bir yaklaşımın benimsenmesine kapı aralayabilir. Ancak bu sürecin nasıl şekilleneceği, yeni partinin kuruluş aşamasından sonra netlik kazanacak siyasi programına ve Fransa'nın dış politikasına yansımasına bağlıdır.