Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, ülkenin kamu borcu 2023 yılı sonunda gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) %112,2'sine yükselerek 1995 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bakanlık, borçtaki artışın "otomatik" olduğunu ve "yüksek seyreden bir açığın sonucu" olarak gerçekleştiğini belirtti. Bu gelişme, Fransa'nın mali disiplini ve Avrupa Birliği'nin bütçe kurallarına uyumu konusundaki endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Borçtaki artışın arka planı
Fransa'nın kamu borcunun GSYH'ye oranı, 2022 sonunda %111,6 seviyesindeydi. 2023'te bu oran 0,6 puan artarak %112,2'ye çıktı. Bu, 1995'ten bu yana kaydedilen en yüksek borç seviyesi. Bakanlık yetkilileri, artışın büyük ölçüde devam eden yüksek bütçe açığından kaynaklandığını vurguladı. Fransa'nın bütçe açığı 2023'te GSYH'nin %5,5'i civarında gerçekleşti ve bu, Avrupa Birliği'nin Maastricht kriterlerinde öngörülen %3'lük sınırın oldukça üzerinde.
Ülkenin borç yükündeki artışta, Kovid-19 salgını sonrası uygulanan geniş teşvik paketleri, enerji krizi sırasında verilen destekler ve ekonomik büyümenin beklenenden yavaş seyretmesi etkili oldu. Ayrıca, yaşlanan nüfus, sağlık ve emeklilik harcamalarındaki artış da borcu yukarı çeken yapısal faktörler arasında. Fransa, euro bölgesinin en büyük ikinci ekonomisi olarak, yüksek borçluluk oranıyla yatırımcıların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının yakın takibinde.
Fransa hükümeti, borç oranını düşürmek için çeşitli reformlar açıkladı. Emeklilik sisteminde yapılan değişiklikler ve kamu harcamalarında planlanan tasarruflar bu kapsamda. Ancak, ekonomik büyümenin potansiyel altında kalması ve sosyal huzursuzluklar, reformların hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Komisyonu, Fransa'yı mali konsolidasyon konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'nın artan borç yükü, sadece ulusal bir sorun olmanın ötesinde, euro bölgesi ve küresel finansal istikrar açısından da önem taşıyor. Euro bölgesinin en büyük ekonomilerinden biri olan Fransa'nın borçluluğu, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikası ve euro'nun değeri üzerinde etkili olabilir. Yüksek borç, Fransa'nın tahvil faizlerini yukarı çekerek borçlanma maliyetlerini artırabilir ve bu da diğer euro bölgesi ülkelerine yayılabilir.
Avrupa Birliği'nin mali kuralları, üye ülkelerin borçlarının GSYH'ye oranının %60'ı aşmamasını öngörüyor. Fransa, bu eşiğin neredeyse iki katına ulaşmış durumda. AB'nin pandemi sonrası askıya aldığı bütçe kurallarının 2024'te yeniden yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu durumda Fransa'nın aşırı açık prosedürüyle karşılaşması ve yaptırımlarla karşı karşıya kalması muhtemel. Ancak, büyük üye ülkelere yaptırım uygulanması siyasi olarak zor olabilir.
Küresel ölçekte, Fransa'nın borçluluğu, gelişmiş ekonomilerdeki genel borç artışı eğiliminin bir parçası. ABD, Japonya ve İngiltere gibi ülkeler de yüksek borç seviyeleriyle mücadele ediyor. Ancak Fransa'nın durumu, euro bölgesi içindeki entegrasyon nedeniyle daha fazla dikkat çekiyor. Yatırımcılar, Fransa'nın borç sürdürülebilirliğini sorgulamaya başlarsa, bu durum euro üzerinde baskı yaratabilir ve küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın borç seviyesinin 1995'ten bu yana en yükseğe çıkması, Türkiye'nin ekonomik ve jeopolitik çıkarları açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği ve ticari ilişkileri nedeniyle Avrupa ekonomisindeki dalgalanmalardan etkilenir. Fransa'nın borç sorunu, euro bölgesi büyümesini yavaşlatabilir ve Türkiye'nin AB'ye ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Fransa'nın savunma harcamalarını kısma ihtimali, NATO içindeki dengeleri ve Türkiye'nin savunma sanayii iş birliklerini etkileyebilir. Ekonomik kırılganlık, Fransa'nın dış politikada daha içe dönük bir tutum izlemesine yol açabilir; bu da Türkiye'nin AB üyelik süreci ve bölgesel konularda Fransa'nın tutumunu etkileyebilir.