Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) partisi ve müttefikleri, Senato seçimlerinde 14 sandalye kazanarak Fransız siyasi tarihinde bir ilke imza attı. Böylece RN, Senato'da kendi grup oluşturma hakkını elde etti. Parti lideri Marine Le Pen, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden aylar önce gelen bu sonucu 'tarihi bir zafer' olarak değerlendirdi. Seçim, sağcı partilerin hâkim olduğu Senato'da RN'in yükselişini gösterirken, Le Pen'in 2022 cumhurbaşkanlığı adaylığı öncesinde önemli bir ivme sağladı.
Senato seçimlerinin arka planı ve RN'nin yükselişi
Fransa Senatosu, doğrudan halk tarafından seçilmeyen, yerel seçilmiş yetkililerden oluşan bir seçiciler kurulu tarafından belirlenen bir üst meclistir. 348 sandalyeli Senato'nun üçte biri her üç yılda bir yenilenir. Bu yıl yapılan seçimlerde RN, geleneksel olarak merkez sağ ve sol partilerin etkili olduğu bir ortamda önemli bir atılım gerçekleştirdi. Daha önceki seçimlerde yalnızca birkaç sandalye kazanabilen parti, bu kez müttefikleriyle birlikte 14 sandalyeye ulaşarak dikkatleri üzerine çekti. Bu sonuç, RN'in yerel düzeydeki örgütlenmesini güçlendirdiğini ve seçmen tabanını genişlettiğini gösteriyor.
Marine Le Pen, son yıllarda partisinin imajını yumuşatma stratejisi izleyerek aşırı sağcı söylemleri törpülemeye çalıştı. Bu strateji, özellikle ekonomik hoşnutsuzluk ve göç karşıtlığı üzerinden geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Senato seçimlerindeki başarı, bu stratejinin meyvelerini verdiği şeklinde yorumlanıyor. Ancak RN'in Senato'daki etkisi sınırlı olacak; zira üst meclis, alt meclis olan Ulusal Meclis'e kıyasla daha az yetkiye sahip ve yasama sürecinde genellikle onaylayıcı bir rol üstleniyor. Yine de grup oluşturma hakkı, partiye mali kaynak, komisyonlarda temsil ve yasama sürecine daha fazla müdahil olma imkânı tanıyacak.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimleri Nisan 2022'de yapılacak. Anketler, Marine Le Pen'in ilk turda en güçlü rakiplerden biri olduğunu gösteriyor. Senato seçimlerindeki bu başarı, RN'in seçim kampanyasına moral ve meşruiyet kazandırabilir. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri farklı bir dinamik taşıyor; RN'in ikinci tura kalması ve orada kazanması için merkez sağ ve sol seçmenlerden de destek alması gerekiyor. Yine de bu sonuç, aşırı sağın Fransız siyasetinde kalıcı bir güç haline geldiğini teyit ediyor.
Avrupa ve küresel boyut
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükseliş trendinin bir parçası olarak görülüyor. Son yıllarda Almanya'da AfD, İtalya'da Lega ve Fratelli d'Italia, İspanya'da Vox gibi partiler oy oranlarını artırdı. Fransa'da RN'in Senato'da grup kurması, bu partilerin ana akım siyasete entegrasyonunun bir göstergesi. Avrupa Birliği içinde Fransa'nın itici gücü olan Almanya ile birlikte AB'nin geleceği açısından önemli bir ülke. RN'in güçlenmesi, AB karşıtı ve göçmen karşıtı söylemlerin ana akımlaşmasına işaret ediyor. Bu durum, AB'nin ortak politikalarını ve özellikle göç anlaşmalarını zorlaştırabilir.
Küresel ölçekte ise Fransa, NATO içinde önemli bir aktör ve BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi. Aşırı sağın yükselişi, Fransa'nın dış politikasında da değişim sinyali verebilir. Le Pen, geçmişte NATO'dan çıkma ve Rusya ile yakınlaşma gibi tartışmalı görüşler dile getirmişti. Her ne kadar son dönemde bu söylemlerini yumuşatsa da, iktidara gelmesi halinde transatlantik ilişkilerde ve Avrupa güvenlik mimarisinde önemli kırılmalar yaşanabilir. Bu nedenle Senato'daki bu gelişme, sadece Fransa iç siyaseti açısından değil, küresel dengeler açısından da yakından takip edilmeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağcı RN'in Senato'da grup kurması, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. RN lideri Marine Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça dile getirmiş, hatta referandum yapılmasını önermişti. Partisinin güçlenmesi, Fransa'nın Türkiye karşıtı tutumunu daha da sertleştirebilir. Özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Dağlık Karabağ gibi konularda Fransa'nın izlediği politikalar malum. Ayrıca RN'in yükselişi, Avrupa'da Türkiye karşıtlığını besleyen bir iklim yaratabilir. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Fransa'nın rolü göz önüne alındığında, bu gelişme Ankara için olumsuz bir sinyal olarak okunabilir. Yine de Senato'nun sembolik etkisi sınırlı; asıl belirleyici olan 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak.