Almanya'nın son yıllarda savunma harcamalarını artırarak Avrupa'nın en büyük ordusuna sahip olma yolunda ilerlemesi, başta Fransa olmak üzere kıtadaki birçok ülkede rahatsızlık yaratıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği güvenlik endişeleriyle Berlin yönetimi, NATO'nun Avrupa kanadında belirleyici bir güç haline gelmeye hazırlanıyor. Ancak bu durum, Fransa için sadece bir güç dengesi sorunu değil; aynı zamanda tarihsel, ekonomik ve stratejik boyutları olan karmaşık bir mesele.
Gelişmenin arka planı
Almanya, Şansölye Olaf Scholz'un 2022'de ilan ettiği 'Zeitenwende' (dönüm noktası) politikasıyla savunma bütçesini 100 milyar euroluk özel bir fonla destekleme kararı aldı. Bu adım, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Almanya'nın askeri alandaki en büyük hamlesi olarak görülüyor. Ülke, NATO'nun GSYH'nin yüzde 2'si oranındaki savunma harcaması hedefini tutturmayı planlarken, Bundeswehr'in modernizasyonu için de önemli yatırımlar yapıyor.
Fransa ise bu gelişmelere temkinli yaklaşıyor. Paris yönetimi, Almanya'nın askeri gücünün artmasının Avrupa Birliği içindeki güç dengesini bozabileceğini düşünüyor. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 'Avrupa stratejik özerkliği' vizyonu, Almanya'nın NATO içinde ABD'ye daha yakın durmasıyla çelişiyor. Ayrıca tarihsel olarak iki ülke arasındaki rekabet, Almanya'nın yeniden silahlanmasının Fransa'da tedirginlik yaratmasına neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya'nın askeri yükselişi sadece Fransa'yı değil, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi Rusya tehdidi altındaki devletleri de yakından ilgilendiriyor. Bu ülkeler, Almanya'nın güçlü bir orduya sahip olmasını kendi güvenlikleri için bir garanti olarak görürken, aynı zamanda Berlin'in bölgede çok fazla söz sahibi olmasından çekiniyor. Öte yandan ABD yönetimi, Almanya'nın savunma harcamalarını artırmasını NATO'nun yük paylaşımı açısından olumlu karşılıyor. Ancak bu durum, Avrupa'nın askeri olarak daha bağımsız hareket etmesini isteyen Fransa'nın ABD ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın yeniden silahlanması, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Bir yandan güçlü bir Almanya, NATO içinde Türkiye'nin yükünü hafifletebilir ve savunma sanayi iş birliğini artırabilir. Öte yandan Berlin'in askeri kapasitesinin artması, Ege ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan'ı destekleme potansiyelini yükselterek Türkiye aleyhine bir güç dengesi oluşturabilir. Ayrıca Almanya'nın PKK/PYD politikaları ve terörle mücadele konusundaki tutumu, Ankara'nın endişelerini canlı tutuyor. Türkiye'nin bu yeni denklemde dengeli bir strateji izlemesi, hem NATO müttefiki hem de bölgesel bir güç olarak çıkarlarını koruyabilmesi için kritik önem taşıyor.