Fransa hükümeti, 2026 yılı için ekonomik büyüme tahminini yüzde 0,7’ye indirdiğini açıkladı. Maliye Bakanı Roland Lescure, Le Parisien gazetesine verdiği demeçte, bütçe görüşmelerindeki gecikmeler ve Ortadoğu’da tırmanan İran geriliminin üretim üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Bu revizyon, Fransa’nın durgunluk riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde ülke ekonomisinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Lescure, enflasyon ve enerji fiyatlarındaki belirsizliklerin de büyüme görünümünü olumsuz etkilediğini ifade etti.
Bütçe Gecikmesi ve İç Siyasi Kriz
Fransa’da bütçe sürecindeki tıkanıklık, hükümetin mali disiplin hedeflerini sekteye uğrattı. Parlamentoda muhalefetin uzlaşmaz tutumu ve sosyal harcamalar ile vergi indirimleri arasındaki çekişme, 2026 bütçesinin onaylanmasını geciktirdi. Bu belirsizlik, iş dünyasında yatırım kararlarını ertelemeye yol açarken, tüketim harcamalarında da daralmaya neden oldu. Ekonomistler, Fransa’nın AB bütçe kurallarına uygun olarak kamu açığını GSYH’nin yüzde 3’ünün altına indirmekte zorlanacağını belirtiyor. Lescure, “Bütçe sürecindeki gecikme, reform ivmesini kaybetmemize yol açtı. Oysa yapısal dönüşümler için kritik bir dönemdeyiz” diye konuştu.
İran Kaynaklı Jeopolitik Riskler ve Enerji Kırılganlığı
Fransa’nın büyüme tahminindeki düşüşte İran’la artan jeopolitik gerilimler de etkili oldu. İran’ın nükleer programına ilişkin endişeler ve bölgede olası bir çatışma senaryosu, enerji fiyatlarını yukarı iterken, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden oldu. Fransa, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal ettiği için petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Özellikle sanayi sektörü, artan girdi maliyetleri karşısında rekabet gücünü kaybediyor. Lescure, hükümetin enerji arz güvenliğini sağlamak ve yenilenebilir kaynaklara geçişi hızlandırmak için acil tedbirler aldığını söyledi.
Avrupa ve Küresel Ekonomiye Yansımalar
Fransa’nın büyüme tahminindeki kesinti, Euro Bölgesi’nin genel ekonomik görünümüne ilişkin endişeleri artırdı. Almanya’nın ardından bölgenin ikinci büyük ekonomisinin zayıflaması, Avrupa Merkez Bankasının faiz politikalarına ilişkin belirsizlikleri beraberinde getirdi. Analistler, ECB’nin enflasyonla mücadele için faizleri yüksek tutma çabasının, büyümeyi daha da baskılayabileceğini belirtiyor. Fransa’daki bu gelişme, küresel ticarette korumacılık eğilimlerinin arttığı bir döneme denk geliyor. ABD ve Çin arasındaki ticari rekabet, Avrupa ihracatını olumsuz etkilerken, Fransa’nın savunma ve enerji yatırımlarındaki öncelikleri de ekonomik önceliklerle çelişiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan AB’nin toparlanmasını geciktirebilir. Fransa, Türkiye’nin ihracatında önemli bir pazar; otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde talep daralması riski doğuyor. Öte yandan, İran geriliminin enerji fiyatlarını yükseltmesi, petrol ithalatçısı Türkiye’nin cari açığı üzerinde ek baskı oluşturabilir. Jeopolitik açıdan, Fransa’nın Ortadoğu’da daha temkinli bir tutum izlemesi, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik manevra alanını etkileyebilir. Ancak, Fransa’nın bütçe sıkıntılarıyla boğuşması, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerine kısa vadede olumsuz yansıyabilir.