FRANCE 24'ün yayınladığı özel rapor, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın yalnızca cephe hattında değil, aynı zamanda kültürel alanda da sürdüğünü gözler önüne serdi. Bu yaz Rusya'nın düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna'nın yayıncılık sektörünü ağır biçimde vurdu. Onlarca depo ve lojistik merkezi tahrip edildi, milyonlarca kitap ve ders kitabı kullanılamaz hale geldi. Ukraynalı yetkililere göre bu saldırılar, ülkenin kültürel hafızasını silmeye yönelik kasıtlı bir stratejinin parçası.
Yayıncılık Altyapısına Yönelik Sistematik Saldırılar
Rapora göre bu yaz gerçekleşen saldırılar, Ukrayna'nın en büyük matbaalarını ve kitap dağıtım ağlarını hedef aldı. Başkent Kiev ve çevresinde bulunan birçok depo, İHA ve seyir füzeleriyle vuruldu. Ukrayna Yayıncılar Birliği'nin verilerine göre, sadece birkaç hafta içinde milyonlarca kitap kül oldu; bunlar arasında ilkokul ders kitapları, klasik edebiyat eserleri ve yeni basılmış romanlar yer alıyordu. Bir yayıncı, "Bir gecede elli yıllık emeğimiz yok oldu" diyerek durumun vahametini anlattı.
Ukraynalı yetkililer, bu saldırıların rastgele olmadığını, aksine Rusya'nın Ukrayna kimliğini zayıflatmayı amaçlayan bir "kültürel soykırım" politikası olduğunu savunuyor. FRANCE 24'e konuşan bir kültür bakanlığı yetkilisi, "Kitaplar bir ulusun hafızasıdır. Bu saldırılar, gelecek nesillerin kendi tarihlerini, dillerini ve edebiyatlarını öğrenmesini engellemeye yönelik" dedi. Saldırılarda ayrıca birçok yayınevi çalışanı da hayatını kaybetti veya yaralandı; matbaa işçileri artık gece vardiyalarında sığınaklarda çalışmak zorunda kalıyor.
Ukrayna hükümeti, kaybedilen kitapların yerine yenisini koymanın hem mali hem de lojistik açıdan çok zor olduğunu belirtiyor. Savaş nedeniyle kağıt temini ve baskı makineleri ithalatı durma noktasına gelmiş durumda. Ülke içinde kitap dağıtımı ise cephe hattına yakın bölgelerde neredeyse imkansız hale gelmiş. Yine de bazı gönüllü gruplar, batıdaki güvenli şehirlerdeki matbaalarda yeniden kitap basmaya çalışıyor. Ancak bu çabalar, kaybedilen milyonlarca kitabın yanında çok küçük kalıyor.
Kültürel Direniş ve Uluslararası Tepkiler
Ukrayna'da kitap yayıncılığı, savaşın başından bu yana bir direniş sembolü haline geldi. Birçok yazar, eserlerini bombalar altında yazmaya devam ediyor; bazı yayınevleri ise kitaplarını ücretsiz olarak dağıtarak halkın moralini yüksek tutmaya çalışıyor. FRANCE 24'ün aktardığına göre, Ukraynalı şairler ve yazarlar, Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde düzenlenen etkinliklerle seslerini duyurmaya çalışıyor. Bu çabalar, Rusya'nın kültürel yok etme girişimine karşı bir tür "kültürel direniş" olarak nitelendiriliyor.
Uluslararası toplumdan da tepkiler yükseliyor. Avrupa Birliği, Ukrayna'daki yayıncılık sektörüne acil destek paketi hazırlığında. UNESCO, saldırıları "kültürel mirasa yönelik kasıtlı saldırı" olarak kınadı ve savaş suçu kapsamında soruşturma başlatılması çağrısı yaptı. Ancak Rusya, bu suçlamaları reddediyor ve hedeflerin askeri olduğunu öne sürüyor. Batılı ülkeler ise Rusya'nın kültürel alandaki yıkımını, savaşın görünmeyen yüzü olarak tanımlıyor.
Uzmanlar, bu saldırıların uzun vadeli etkilerine dikkat çekiyor. Kitapların yok edilmesi, yalnızca bugünkü nesli değil, gelecek kuşakları da derinden etkileyecek. Ukraynalı çocuklar, ders kitaplarından mahrum kalarak eğitimlerinde büyük boşluklar yaşıyor. Ayrıca, edebi eserlerin kaybı, Ukrayna'nın kültürel zenginliğinin bir kısmının yok olması anlamına geliyor. Bu durum, savaş sonrası yeniden inşa sürecinde kültürel rehabilitasyonun ne kadar zor olacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'da kitap ve yayıncılık altyapısını hedef alması, Türkiye için önemli jeopolitik ve kültürel sonuçlar doğuruyor. Karadeniz'in kuzeyinde yaşanan bu kültürel yıkım, bölgesel istikrarı ve savaş sonrası dengeleri etkileyecek. Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekleyen tutumuyla, bu tür saldırıları insan hakları ve kültürel miras açısından yakından izlemeli. Ayrıca, Türk yayıncılık sektörü ve kültürel kurumları, Ukraynalı meslektaşlarına destek vererek hem insani hem de kültürel diplomasi alanında aktif rol alabilir. Savaşın kültürel boyutu, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarında da dikkate alınması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.