Finlandiya'da ana muhalefet partilerinden bazıları, ülkenin İsrail ile imzaladığı savunma işbirliği mutabakatının 2034 yılına kadar uzatılmasını sert bir dille eleştirdi. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, anlaşmanın uzatılması 'gizlice' gerçekleştirildi ve bu durum Finlandiya kamuoyunda büyük bir tartışma yarattı. İsrail'in Channel 12 televizyonu, İsrail maliye gazetesi Globes ve Finlandiya medyasına dayandırdığı haberinde, mutabakatın geçtiğimiz günlerde imzalandığını ve 2034 yılına kadar yürürlükte kalacağını duyurdu. Ancak bu uzatmanın, Finlandiya hükümeti tarafından kamuoyundan gizlenerek yapıldığı iddia ediliyor.
Arka Plan ve Tepkiler
Finlandiya'nın İsrail ile savunma işbirliğine yönelik anlaşma, ilk olarak 2018'de imzalanmıştı. Bu anlaşma, askeri teknoloji transferi, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatlar gibi alanları kapsıyordu. Anlaşmanın süresi, tarafların onayıyla belirli aralıklarla uzatılabiliyor. Ancak son uzatmanın nasıl ve ne zaman yapıldığı konusundaki bilgi kirliliği, özellikle muhalefet partilerinin tepkisini çekti.
Anamuhalefet partisi Sosyal Demokrat Parti (SDP) milletvekilleri, konuyu parlamentoya taşıyarak hükümetten açıklama istedi. SDP'nin savunma politikalarından sorumlu sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu anlaşmanın gizlice uzatılması, demokratik şeffaflık açısından kabul edilemez bir durumdur. Finlandiya halkının bilgisi dışında, İsrail gibi tartışmalı bir ülkeyle savunma işbirliğinin derinleştirilmesi 'tarihi bir utançtır'" ifadelerini kullandı. Sol İttifak ve Yeşiller Partisi de benzer eleştiriler yöneltti. Parti liderleri, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve işgal politikaları nedeniyle bu tür bir işbirliğinin gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.
Hükümet cephesinden ise Başbakan Petteri Orpo, konuya ilişkin yaptığı kısa açıklamada, "Savunma işbirliği anlaşmalarımız, ulusal güvenliğimizi ilgilendiren stratejik konulardır. Bu tür kararlar, istihbarat ve güvenlik gerekçeleriyle kamuoyuyla paylaşılmayabilir" diyerek tepkileri yumuşatmaya çalıştı. Ancak bu açıklama, muhalefetin ve bazı sivil toplum örgütlerinin eleştirilerini dindirmeye yetmedi. Özellikle Finlandiya'da faaliyet gösteren Filistin dayanışma dernekleri, konuyla ilgili olarak hükümet binası önünde protesto gösterisi düzenledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Finlandiya'nın İsrail'le savunma işbirliği, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Kuzey Avrupa ve Doğu Akdeniz güvenliği açısından da önemli bir boyut taşıyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının ardından Finlandiya, NATO'ya tam üyelik sürecini hızlandırmış ve savunma kapasitesini artırma arayışına girmişti. Bu bağlamda İsrail ile savunma işbirliği, Finlandiya'nın hava savunma sistemleri ve insansız hava aracı teknolojisi gibi alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olabilir.
Ancak İsrail'in Filistin topraklarındaki insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuka aykırı uygulamaları, Avrupa ülkelerinde bu tür işbirliklerine yönelik kamuoyu baskısını artırıyor. İspanya, İrlanda ve Norveç gibi birçok Avrupa ülkesi, Filistin devletini tanıma kararı alarak veya İsrail'le askeri ticareti kısıtlayarak bu yönde adımlar atmıştı. Finlandiya'nın bu tabloda farklı bir pozisyon alması, Avrupa Birliği içinde de tartışmalara yol açabilir. Ayrıca İsrail'in, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki hakimiyetini güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, Finlandiya ile imzalanan bu anlaşmanın, bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkileri de uzmanlarca değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Finlandiya-İsrail savunma anlaşmasındaki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmiyor olsa da, bölgesel ve küresel düzeyde yansımaları bulunuyor. Türkiye, İsrail ile savunma sanayii alanında gerilimler yaşadığı bir dönemde, Kuzey Avrupa ülkelerinin İsrail ile yakınlaşmasını dikkatle izlemektedir. Ayrıca bu anlaşma, Avrupa ülkelerinin İsrail'e yönelik politikalarındaki çelişkileri gözler önüne seriyor; insan hakları söylemleri ile askeri işbirlikleri arasındaki fark, Türk kamuoyunda haklı eleştirilere yol açabiliyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek bağlamında, bu tür anlaşmaların uluslararası hukuka uygunluğunu ve bölgesel barışa etkisini yorumlamaya devam edecektir.