Filistin'de faaliyet gösteren bir araştırma merkezinin son anketi, Filistin halkının büyük çoğunluğunun Hamas ve Fetih dahil olmak üzere Filistinli gruplara olan güvenini kaybettiğini ortaya koydu. Anket, Gazze barış planının uygulanmasına yönelik çabaların tıkandığı ve Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin tırmandığı bir dönemde gerçekleştirildi.
Anketin ayrıntıları ve siyasi bağlam
Filistinli bir kamuoyu araştırma kuruluşu tarafından yapılan ankete göre, Filistinlilerin önemli bir kısmı hem Hamas hem de Fetih hareketine olan güvenini yitirmiş durumda. Bu sonuç, Filistin siyasetinde uzun süredir devam eden bölünmüşlüğün ve halk nezdinde artan hoşnutsuzluğun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Anketin, Gazze'deki ateşkes ve yeniden yapılanma çabalarının belirsizliğini koruduğu, Batı Şeria'da ise İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarının arttığı bir dönemde yapılması dikkat çekiyor.
Filistin yönetimi, 2006'dan bu yana seçim yapmamış durumda. Hamas 2007'de Gazze'nin kontrolünü ele geçirdikten sonra Fetih ile arasındaki çatlak derinleşmiş, defalarca uzlaşma girişimleri sonuçsuz kalmıştı. Son anket, bu siyasi tıkanıklığın halk desteğini erozyona uğrattığını gösteriyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, mevcut liderlik kadrolarının Filistin davasını ileri taşıma kapasitesine inanmadığını ifade ediyor.
Anket sonuçları, Filistinlilerin büyük çoğunluğunun erken seçim talebini de yansıtıyor. Ancak hem Hamas hem de Fetih yönetimleri, seçimlerin yapılması için gerekli koşulların oluşmadığını savunuyor. Uluslararası toplum ise Filistin'de birliğin sağlanması ve demokratik meşruiyetin yeniden tesis edilmesi çağrılarını sürdürüyor.
Gazze barış planı ve yerleşimci şiddeti
Anketin yapıldığı dönemde, Gazze'ye yönelik barış planının uygulanmasına ilişkin müzakereler çıkmaza girmiş durumda. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, esir takası ve yeniden imar konularında taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunuyor. İsrail, güvenlik garantileri ve Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda ısrarcı davranırken, Hamas ise kuşatmanın kaldırılması ve serbest seçimlerin yapılması taleplerini öne çıkarıyor.
Öte yandan Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti son aylarda benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bu yıl içinde yüzlerce Filistinli yerleşimci saldırılarında yaralandı veya hayatını kaybetti; Filistinlilere ait evler, zeytinlikler ve araçlar tahrip edildi. İsrail güçlerinin sık sık düzenlediği operasyonlar ve yerleşimci saldırıları, Filistin halkı arasında büyük bir korku ve öfke yaratmış durumda. Filistin yönetimi, uluslararası toplumu acilen müdahaleye çağırsa da somut bir adım atılamıyor.
Filistin halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar da anket sonuçlarını etkiliyor. Gazze'de işsizlik oranı yüzde 50'yi aşmış, yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı hızla artıyor. Batı Şeria'da ise İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar ve yerleşim yerlerinin genişlemesi, Filistin ekonomisini felç etmiş durumda. Halk, mevcut yönetimlerin bu sorunlara çözüm üretemediğini düşünüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Filistin'deki güven kaybı, Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. Hamas ve Fetih'in zayıflaması, İsrail'in bölgedeki manevra alanını genişletirken, Arap ülkelerinin Filistin meselesine yaklaşımını da dönüştürüyor. Son yıllarda bazı Körfez ülkeleri, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yoluna gitti. Bu süreç, Filistin davasının Arap dünyasındaki önceliğini azalttı. Filistinliler arasındaki bölünmüşlük ve liderlik krizi, İsrail'in bölgedeki pozisyonunu güçlendirirken, Filistin tarafının müzakere gücünü zayıflatıyor.
Uluslararası toplum, Filistin'de birliğin sağlanması ve yeniden seçimlerin yapılması için çağrılarını sürdürüyor. Ancak mevcut koşullarda bu hedeflere ulaşmak zor görünüyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Gazze'nin yeniden imarı ve iki devletli çözüm için diplomatik çaba harcasa da, İsrail'in yerleşim politikaları ve Filistin iç siyasetindeki kilitlenme bu çabaları akamete uğratıyor. Filistin halkının büyük çoğunluğu ise hem kendi liderlerine hem de uluslararası topluma güvenini yitirmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır dış politikasının merkezine yerleştirmiş bir ülke. Filistin halkının Hamas ve Fetih'e olan güvenini kaybetmesi, Türkiye'nin arabuluculuk ve barış inşası çabalarını zorlaştırabilir. Ankara, Filistin'de birliğin sağlanması ve seçimlerin yapılması için çağrılar yapıyor; ancak mevcut liderlik krizi, Türkiye'nin hangi muhatabı esas alacağı sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz ve Batı Şeria'daki şiddet, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından da risk oluşturuyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde Filistin meselesini öncelikli tutmaya devam edecek gibi görünüyor.