Filistinliler arasında yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Gazze Şeridi'nde de dahil olmak üzere Filistin toplumunun çoğunluğunun İsrail ile iki devletli çözüm temelinde bir uzlaşmayı desteklediğini gösterdi. Araştırma, Filistin siyasetinde ve toplumunda yaşanan algı değişimini gözler önüne seriyor. Ankete göre, Filistinlilerin yüzde 60'ından fazlası, bağımsız bir Filistin devletinin İsrail ile yan yana barış içinde yaşamasını öngören iki devletli çözümü kabul ediyor. Bu oran, Gazze'de ise yüzde 50'nin üzerinde.
Gelişmenin Arka Planı
İki devletli çözüm, on yıllardır Filistin-İsrail çatışmasının temel tartışma konusu olmuştur. Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana uluslararası toplumun resmi politikası olan iki devletli çözüm, Filistinliler arasında farklı dönemlerde farklı destek seviyelerine sahip oldu. Özellikle 2000'li yılların başındaki İkinci İntifada ve sonrasında artan şiddet olayları, Filistin kamuoyunda uzlaşmaya yönelik istekliliği azaltmıştı. Ancak son yıllarda, özellikle Gazze'de yaşanan yıkıcı savaşlar ve insani kriz, halkın barışçıl bir çözüme olan özlemini artırmış görünüyor.
Anketin detaylarına göre, Filistinlilerin büyük çoğunluğu artık silahlı mücadelenin sonuç getirmediğine inanıyor. Batı Şeria'da da benzer bir eğilim gözleniyor; burada da iki devletli çözüme destek oldukça yüksek. Uzmanlar, bu değişimin nedenleri arasında ekonomik zorluklar, uluslararası yardımların azalması ve Filistin yönetiminin etkinliğinin sorgulanması gibi faktörleri gösteriyor. Ayrıca, Arap Baharı sonrası bölgesel dinamikler ve bazı Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları da Filistin kamuoyunu etkilemiş olabilir.
Araştırma, Filistinlilerin yüzde 70'inin Filistin yönetiminin reforme edilmesini ve yeni seçimlerin yapılmasını istediğini de ortaya koyuyor. Bu, halkın mevcut siyasi liderliğe duyduğu güvenin azaldığını ve değişim talebinin arttığını gösteriyor. Ankete katılanların büyük bir kısmı, Filistin'in birliğinin ve uzlaşmasının önemine vurgu yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filistin kamuoyundaki bu değişim, İsrail-Filistin barış süreci için önemli bir fırsat penceresi sunabilir. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, iki devletli çözümü desteklemeye devam ediyor. Ancak İsrail hükümeti, son yıllarda iki devletli çözümden uzaklaşarak yerleşim birimlerini genişletme politikasını sürdürüyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, defalarca iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi de benzer şekilde iki devletli çözümü savunuyor ancak somut adımlar konusunda yetersiz kalmakla eleştiriliyor.
Bölgesel aktörler açısından, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler Filistin-İsrail barışında arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Suudi Arabistan ise İsrail ile normalleşme görüşmelerini Filistin devletinin kurulması şartına bağlamış durumda. Bu durum, Filistin kamuoyundaki uzlaşma eğiliminin bölgesel barışı da olumlu etkileyebileceğini gösteriyor. Ancak Hamas ve İslami Cihat gibi gruplar hala silahlı mücadeleyi savunuyor ve iki devletli çözüme şüpheyle yaklaşıyor. Filistin yönetimi ise bu eğilimi fırsat bilerek uluslararası arenada daha etkin bir diplomasi yürütebilir.
Küresel düzeyde ise, bu değişim Orta Doğu'daki güç dengelerini etkileyebilir. Çin ve Rusya gibi aktörler, Filistin sorununda daha aktif rol almaya çalışıyor. Avrupa Birliği, iki devletli çözüm için daha fazla inisiyatif alması yönünde baskı altında. Anket sonuçları, uluslararası toplumun Filistin halkının gerçek eğilimlerini dikkate alması gerektiğini gösteriyor. Aksi halde, barış çabaları yine akamete uğrayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır güçlü şekilde destekleyen bir ülke olarak, Filistin kamuoyundaki bu uzlaşma eğilimini dikkatle izlemeli. İki devletli çözüme verilen desteğin artması, Türkiye'nin bölgesel barış çabalarında elini güçlendirebilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde Filistin devletinin kurulması konusunda somut adımlar beklediğini sık sık dile getiriyor. Filistinlilerin çoğunluğunun barış yanlısı tutumu, Türkiye'nin diplomatik girişimlerine meşruiyet kazandırabilir ve bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin sona ermesi ve yeniden inşa sürecinde Türkiye'nin oynayabileceği rol, bu yeni eğilimle daha da önem kazanabilir. Ancak Türkiye, Filistin iç siyasetindeki bölünmüşlüğü ve Hamas-Fetih uzlaşmazlığını da göz önünde bulundurmalı.