Filistinli Gazeteciler Sendikası (PJS) Özgürlükler Komitesi, Temmuz 2026'da Filistinli gazeteci ve medya çalışanlarına yönelik 108 ayrı suç, saldırı ve ihlal vakasını belgeledi. Raporda, işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'de yaşanan bu ihlallerin, tutuklamalardan darp ve sorgulamalara, gözaltından haber takibini engellemeye kadar geniş bir yelpazede gerçekleştiği kaydedildi.
Saldırıların Boyutu ve Türleri
PJS’nin aylık raporuna göre, kaydedilen 108 olayın büyük bir kısmı İsrail güçlerinin yanı sıra bazı Filistinli grupların da dahil olduğu çeşitli aktörler tarafından gerçekleştirildi. İhlaller arasında en yaygın olanları tutuklamalar, gözaltı sürelerinin uzatılması, sorgulamalar, fiziksel saldırılar, haber malzemelerine el konulması ve olay yerlerinden uzaklaştırma girişimleri yer aldı.
Özellikle Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus ve Cenin kentlerinde yoğunlaşan operasyonlar sırasında gazetecilerin sıklıkla hedef alındığı bildirildi. Gazze'de ise İsrail'in hava saldırıları sonucu birkaç gazeteci yaralanırken, enkaz altında kalan medya ekipmanları da kullanılamaz hale geldi.
PJS raporunda, Doğu Kudüs'te çalışan Filistinli gazetecilere yönelik “gözdağı ve kısıtlama” politikalarının arttığına dikkat çekildi. Gazetecilere ait basın kimlik kartlarına el konulması, bazı bölgelere giriş yasağı ve sosyal medya hesaplarının kapatılması gibi dijital ihlaller de rapor kapsamında yer aldı.
Uluslararası Topluma Çağrı
Sendika, bu saldırıların gazetecilerin haber yapma hürriyetini ciddi şekilde kısıtladığını ve basın özgürlüğünün uluslararası hukuk tarafından korunmasına rağmen ihlallerin sürdüğünü vurguladı. PJS, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlara, bu ihlallere karşı acil önlem alınması ve faillerin hesap vermesi için çağrıda bulundu.
Raporda ayrıca, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalarda öldürülen gazeteci sayısına da atıfta bulunularak, “Gazze'de savaşın başlangıcından bu yana en az 150'den fazla gazeteci ve medya çalışanı hayatını kaybetti” ifadesi yer aldı. Bu rakam, son yıllarda bir çatışma bölgesinde kaydedilen en yüksek gazeteci ölümlerinden biri olarak uluslararası basın özgürlüğü örgütlerinin raporlarına yansıdı.
Filistinli gazeteciler, haber kaynaklarını korumak ve halkı bilgilendirmek için büyük riskler altında çalışmaya devam ediyor. Özellikle Gazze'de yakıt ve iletişim kesintileri nedeniyle haber ulaştırmakta güçlük çeken gazeteciler, uluslararası medya kuruluşlarının desteğine minnettar olduklarını ancak daha somut koruma mekanizmalarının acilen devreye alınması gerektiğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakından takip ettiği Filistin meselesinin insani boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, İsrail’in gazetecilere yönelik bu tutumunu daha önce de uluslararası platformlarda kınamış ve Filistin halkının yanında olduğunu vurgulamıştı. Bu rapor, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki duyarlılığını destekleyen bir argüman olarak öne çıkıyor. Öte yandan, bölgedeki istikrarsızlığın sürmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Türkiye, muhtemelen Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda bu ihlalleri gündeme getirecek ve Filistinli gazetecilerin korunması için diplomatik girişimlerde bulunacaktır.