Eski ABD Ordusu savaş cerrahı ve Filistin yanlısı aktivist Adam Hamawy, New Jersey eyaletinde yapılan Demokrat Parti ara seçim ön seçimini kazandı. Hamawy, Gazze'de gönüllü olarak çalıştığı bir hastanede görev yapmış ve bu deneyimini siyasi kariyerine taşımıştı. Ön seçim zaferi, onu Kasım ayındaki genel seçimde Cumhuriyetçi rakibiyle karşı karşıya getirecek.
Gelişmenin arka planı
Adam Hamawy, 2003 yılında Irak'ta görev yaparken yaralanan bir askerdi ve daha sonra tıp eğitimi alarak savaş cerrahı oldu. Emekli olduktan sonra, 2023-2024 yıllarında Gazze'deki bir sahra hastanesinde gönüllü olarak çalıştı. Bu dönemde İsrail-Hamas savaşı sırasında Filistinli sivillere tıbbi yardım sağladı. Hamawy, savaşın siviller üzerindeki etkisini ilk elden gözlemlemiş ve bu deneyim onu siyasete atılmaya yönlendirmişti. New Jersey'nin 3. Kongre Bölgesi'nde düzenlenen ön seçimde, mevcut Temsilciler Meclisi üyesi Andy Kim'in Senato'ya adaylığı nedeniyle boşalan koltuğu kazanmak için yarıştı. Hamawy, ön seçimde diğer Demokrat adaylara karşı önemli bir farkla galip geldi.
Bölgesel veya küresel boyut
Hamawy'nin zaferi, ABD'de Filistin yanlısı hareketin siyasi alanda giderek daha fazla ses bulduğunu gösteriyor. Özellikle Gazze savaşının ardından, ABD'deki birçok seçmen ve aktivist, İsrail'in politikalarına yönelik eleştirileri dile getiriyor. Hamawy'nin başarısı, bu eğilimin Demokrat Parti tabanında da karşılık bulduğunun bir işareti olarak değerlendiriliyor. New Jersey, geleneksel olarak Demokrat Parti'nin güçlü olduğu bir eyalet olmasına rağmen, seçim bölgesinin kırsal ve muhafazakar karakteri nedeniyle Cumhuriyetçi aday için de fırsat sunuyor. Hamawy'nin bu zaferi, ABD siyasetinde Filistin meselesinin giderek daha merkezi bir konuma geldiğini ve özellikle Demokrat Parti içinde bölünmelere yol açabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD siyasetinde Filistin yanlısı seslerin yükseldiğine işaret ediyor. Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek vermiş ve iki devletli çözümü savunmuştur. Hamawy gibi isimlerin ABD Kongresi'ne girmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikasıyla uyumlu bir duruşun ABD'de daha fazla temsil edilmesi anlamına gelebilir. Ancak bu adayın genel seçimi kazanması halinde, ABD'nin İsrail politikasında doğrudan bir değişiklik yaratması beklenmemekle birlikte, kamuoyu tartışmalarını etkileyebilir. Türkiye, ABD'deki bu tür gelişmeleri yakından izlemeli ve kendi dış politika hedefleri doğrultusunda fırsatları değerlendirmelidir.