Filistin-İsrail barış hareketi, işgal altındaki Batı Şeria'da artan şiddet ve yerleşimci saldırıları karşısında bölgeye çok uluslu bir koruma gücü konuşlandırılması çağrısında bulundu. Hareket, uluslararası toplumun Filistinlileri korumak ve bölgedeki istikrarı sağlamak için acil adım atması gerektiğini vurguluyor. Bu talep, son aylarda Batı Şeria'da tırmanan gerilim ve can kayıplarının ardından geldi.
Çağrının Arka Planı
Ortak Filistin-İsrail girişimi, düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, İsrail ordusu ve yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarının endişe verici boyutlara ulaştığını belirtti. Hareket, Birleşmiş Milletler ve uluslararası topluma, Batı Şeria'da sivilleri korumak amacıyla çok uluslu bir güç gönderme çağrısı yaptı. Bu gücün, İsrail-Filistin çatışmasının tarafları arasında arabuluculuk yapması ve bölgede güvenliği sağlaması öngörülüyor.
Hareketin sözcüsü, mevcut durumun artık dayanılmaz olduğunu ve uluslararası toplumun seyirci kalamayacağını ifade etti. Son haftalarda Batı Şeria'da özellikle Cenin ve Nablus gibi şehirlerde İsrail ordusunun düzenlediği baskınlarda çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti. Ayrıca, yasa dışı yerleşimcilerin köylere düzenlediği saldırılar da artış gösterdi. Bu durum, hem Filistinli hem de İsrailli sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekiyor.
İsrail hükümeti ise, uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılması fikrine prensipte karşı çıkıyor. Tel Aviv yönetimi, güvenlik kontrolünün kendi elinde olması gerektiğini savunuyor. Ancak barış hareketi, BM kararları ve uluslararası hukuk çerçevesinde böyle bir gücün meşru olduğunu ve bölgede kalıcı barışa katkı sağlayabileceğini ileri sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çağrı, Ortadoğu'daki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geliyor. Gazze'deki ateşkesin kırılganlığı ve Batı Şeria'daki şiddet, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Arap ülkeleri ve uluslararası aktörler, Filistin-İsrail çatışmasının çözümü için iki devletli çözümü destekliyor ancak somut adımlar atılmakta yetersiz kalıyor.
Çok uluslu güç fikri, daha önce Lübnan'da UNIFIL ve Golan Tepeleri'nde UNDOF gibi misyonlarla uygulanmış bir model. Ancak Batı Şeria'da böyle bir gücün görev yapması, İsrail'in onayını gerektiriyor. İsrail, uluslararası misyonların kendi güvenlik stratejisini zayıflatacağı endişesini taşıyor. Buna karşın, Avrupa Birliği ve bazı BM üyesi ülkeler, Filistinli sivillerin korunması için uluslararası bir mekanizmanın kurulmasını gündeme getirmişti.
Filistin yönetimi ise, uluslararası koruma çağrısını memnuniyetle karşılıyor. Ramallah yönetimi, İsrail işgali altında Filistinlilerin güvenliğini sağlayamadığını ve uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Ancak, İsrail'in bu öneriye yanaşmaması halinde hareketin nasıl bir yol izleyeceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin geleneksel olarak Filistin davasına verdiği desteği yakından ilgilendiriyor. Ankara, uluslararası toplumun Filistinlilere yönelik koruyucu önlemler alması gerektiğini sık sık dile getiriyor. Türkiye'nin, Filistin-İsrail çatışmasının çözümünde aktif bir rol üstlenmesi ve çok uluslu güç fikrini desteklemesi beklenir. Ancak İsrail ile ilişkilerin normalleşme sürecinde olduğu bu dönemde, Türkiye'nin dengesi önemli. Bu çağrı, Türk diplomasisine, bölgesel barışa katkı sağlama ve Filistin halkının haklarını savunma yönünde yeni bir fırsat sunuyor. Türkiye'nin, uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getirmesi ve BM nezdinde girişimlerde bulunması olası görünüyor.