Filistin yanlısı savunuculuk grupları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) yönelik yaptırımlarının 'ders kitabı ihlali' olduğunu belirterek, bu kararların derhal durdurulması için federal mahkemede dava açtı. Dava, Trump yönetiminin 6 Şubat 2025'te yayımladığı başkanlık kararnamesiyle ICC personeli ve ailelerine yönelik mali ve seyahat yaptırımlarını hedef alıyor. Gruplar, yaptırımların uluslararası hukuku ve ABD anayasasını ihlal ettiğini savunuyor.
Yaptırımların arka planı
Trump yönetimi, ICC'nin İsrail ve ABD vatandaşları hakkında soruşturma başlatmasına tepki olarak bu yaptırımları uygulamaya koydu. Mahkeme, 2021 yılında Filistin topraklarında işlenen savaş suçları iddialarını soruşturma yetkisi olduğuna hükmetmişti. Trump, ICC'yi 'siyasi bir silah' olarak nitelendirerek, mahkemenin Amerikan ve İsrail vatandaşlarını hedef aldığını iddia etmişti. Yaptırımlar, ICC Başsavcısı Kerim Han ve diğer üst düzey yetkililerin ABD'deki mal varlıklarının dondurulması ve ABD'ye girişlerinin yasaklanmasını içeriyor.
Ancak savunuculuk gruplarına göre bu adım, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı. Davacılar arasında yer alan Filistin İnsan Hakları Ağı, bu yaptırımların 'uluslararası hukukun açık bir ihlali' olduğunu ve ICC'nin bağımsızlığına yönelik bir saldırı teşkil ettiğini belirtiyor. Mahkeme, bugüne kadar hiçbir ABD vatandaşını resmen soruşturmamış olmasına rağmen, Trump yönetiminin bu eylemi, hukuki normları çiğneyen bir 'misilleme' olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, sadece ABD-ICC ilişkilerini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Trump'ın yaptırımları, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim politikalarına ilişkin uluslararası hukuki süreçleri engellemeyi amaçlıyor. ICC'nin Gazze ve Batı Şeria'daki savaş suçu iddialarına yönelik soruşturması, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına neden olabilecek kritik bir kilometre taşı olarak görülüyor.
Küresel ölçekte ise bu durum, ABD'nin uluslararası kurumlara karşı artan düşmanlığının bir yansıması. Biden yönetimi döneminde ICC'ye yönelik yaptırımlar kısmen gevşetilmişti, ancak Trump'ın yeniden başa geçmesiyle bu politika tersine döndü. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, yaptırımları kınarken, birçok hukuk uzmanı bu adımın uluslararası hukukun üstünlüğüne zarar verdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Trump'ın ICC'ye yönelik yaptırımlarını yakından izlemektedir. Ankara, uluslararası hukuka saygıyı savunan bir dış politika izlemekte ve ICC'nin bağımsızlığını desteklemektedir. Bu yaptırımların kaldırılması, Türkiye'nin Filistin konusundaki pozisyonuyla uyumlu olacaktır. Ayrıca, ABD'nin uluslararası kurumları zayıflatma çabaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin çok taraflı sistemlere olan güvenini sarsabilir. Bu dava, uluslararası hukukun korunması açısından Türkiye için de önemli bir emsal teşkil etmektedir.