Filistin dayanışma grupları, İngiltere'nin Gazze'deki İsrail saldırılarına verdiği desteği 'soykırıma ortaklık' olarak nitelendirerek Londra'da büyük bir protesto yürüyüşü düzenlenmesi çağrısında bulundu. Eylem, Uluslararası Adalet Divanı'nın (ICJ) İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği iddiasına ilişkin verdiği ihtiyati tedbir kararlarının ardından, İngiltere'nin İsrail'e silah satışını ve siyasi desteğini protesto etmeyi hedefliyor. Organizatörler, yürüyüşün 29 Haziran Cumartesi günü yapılacağını ve on binlerce kişinin katılmasının beklendiğini açıkladı. Filistinli gruplar, İngiltere'nin Gazze'deki insani felaketteki rolünü vurgulayarak, hükümetin politikalarını kınayan ortak bir bildiri yayımladı.
Gelişmenin Arka Planı
Filistin Dayanışma Kampanyası (PSC) ve İslami İnsan Hakları Komisyonu (IHRC) gibi kuruluşların öncülüğünde düzenlenecek yürüyüş, İngiltere'nin İsrail'e yönelik politikalarına karşı artan tepkinin bir parçası. Organizatörler, İngiltere'nin Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarda kullanılan silahların tedarikine devam ettiğini ve bu durumun Uluslararası Adalet Divanı'nın soykırım iddialarına ilişkin kararına rağmen sürdüğünü belirtiyor. ICJ, Ocak ayında aldığı ihtiyati tedbir kararında İsrail'e soykırımın önlenmesi için tüm önlemleri alma çağrısı yapmış, ancak İngiltere dahil birçok ülke bu karara rağmen İsrail ile askeri ve ticari ilişkilerini sürdürmüştü. PSC Başkanı Hugh Lanning, yaptığı açıklamada, "İngiltere hükümeti, İsrail'e silah satarak ve siyasi destek vererek Gazze'de işlenen savaş suçlarına ve soykırıma ortak oluyor. Bu suça ortak olmayı reddediyoruz ve hükümetin İsrail'e yönelik yaptırım uygulaması ve silah ambargosu başlatması için çağrıda bulunuyoruz" dedi. Ayrıca, yürüyüşün İngiltere genelindeki Müslüman toplulukların yanı sıra insan hakları savunucuları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla geniş bir koalisyonu bir araya getirmesi bekleniyor.
Protesto çağrısı, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının 8. ayına girerken geldi. Gazze'deki sağlık yetkililerine göre, saldırılarda şu ana kadar 35.000'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, bunların çoğu kadın ve çocuk. İngiltere, İsrail'in en yakın müttefiklerinden biri olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İsrail'i kınayan kararlara çekimser kalarak veya vetosuz geçmesine izin vererek eleştirilere hedef oluyor. Ayrıca, İngiltere'nin İsrail'e yaptığı silah ihracatının 2023'te 500 milyon sterlin civarında olduğu tahmin ediliyor. İnsan hakları örgütleri, bu silahların Gazze'de savaş suçlarında kullanıldığını belirterek, ihracatın derhal durdurulmasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Londra'daki yürüyüş, Avrupa genelinde İsrail'in Gazze saldırılarına karşı artan protesto dalgasının bir parçası. Paris, Berlin, Madrid ve diğer Avrupa başkentlerinde düzenlenen gösterilerde, hükümetlerin İsrail'e verdiği desteğe tepki gösteriliyor. Özellikle İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkeler, Filistin devletini tanıma kararı alarak İsrail'e yönelik uluslararası baskıyı artırmıştı. Bu bağlamda, İngiltere'deki protesto, hükümetin Ortadoğu politikasına yönelik iç muhalefetin de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın, partisinin İsrail'e yönelik tutumunu değiştirebileceğine dair işaretler, önümüzdeki genel seçimlerde Filistin meselesinin önemli bir seçim malzemesi olacağını ortaya koyuyor. Ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı'nın kararlarının uluslararası toplumda yarattığı yankı, İngiltere gibi ülkelerin hukuki ve diplomatik açıdan zor durumda kalmasına neden oluyor. Uzmanlar, İngiltere'nin ICJ kararlarını uygulamamasının uluslararası hukuka saygısını zayıflattığını ve ülkenin itibarına zarar verdiğini belirtiyor.
Protestoların küresel etkisi sadece Avrupa ile sınırlı değil. Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerde de üniversite kampüslerinde ve sokaklarda İsrail karşıtı gösteriler devam ederken, Filistin davası uluslararası kamuoyunda giderek daha fazla destek buluyor. Bu durum, Batılı hükümetlerin İsrail politikalarını gözden geçirmeleri için artan bir baskı oluşturuyor. Londra'daki yürüyüşün, uluslararası toplumun Filistin halkının yanında olduğunu göstermesi ve hükümetleri sorumluluk almaya çağırması bakımından önemli bir sembolik anlam taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği uluslararası platformda güçlendirebilir. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Gazze'deki saldırılarını kınamakta ve Filistin devletinin tanınması için girişimlerde bulunmaktadır. İngiltere gibi Batılı ülkelerdeki protestolar, Türkiye'nin politikalarına uluslararası meşruiyet kazandırabilir ve İsrail'e yönelik baskıyı artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin öncülük ettiği diplomatik çabalar, bu tür sivil toplum hareketleriyle birleşerek İsrail üzerindeki uluslararası yaptırımların güçlenmesine katkı sağlayabilir. Bölgesel düzeyde, Türkiye'nin Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü ateşkes müzakereleri, bu protestoların yarattığı kamuoyu baskısıyla daha da güçlenebilir. Sonuç olarak, Londra'daki yürüyüş, Türkiye'nin Filistin politikalarına uluslararası destek sağlaması açısından olumlu bir gelişmedir.