İsrail ve Türkiye arasında Suriye'deki askeri operasyonlara ilişkin sözlü gerginlik tırmanıyor. İsrail'in Suriye'deki bir hava üssüne düzenlediği ve en az dört askerin ölümüne yol açan saldırının ardından, Tel Aviv yönetimi Ankara'yı 'tehlikeli maceralar' ile suçlarken, Türkiye 'pervasız' İsrail saldırılarının durdurulmasını istedi. Reuters'ın aktardığına göre, iki ülke arasındaki bu karşılıklı suçlamalar, bölgedeki istikrarsızlığın derinleştiğine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail, Suriye topraklarındaki hava saldırılarını sıklaştırmış durumda. Perşembe günü yapılan açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, Türkiye'nin Suriye'deki varlığını ve faaliyetlerini 'tehlikeli macera' olarak nitelendirdi. Katz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Türkiye'nin Suriye'deki maceraları bölgesel istikrarı tehdit ediyor' ifadelerini kullandı. Ankara ise bu söylemlere sert tepki gösterdi. Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının 'uluslararası hukuku ihlal ettiği' ve 'pervasızca' devam ettiği belirtilerek, bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuldu.
Son saldırı, 18 Ağustos'ta Suriye'nin Halep kenti yakınlarındaki bir askeri hava üssüne düzenlendi. Suriye resmi ajansı SANA'ya göre, saldırıda dört asker öldü, altı kişi yaralandı. İsrail, saldırıyı doğrulamazken, bölgedeki izleme kuruluşları İsrail'e ait savaş uçaklarının Lübnan semalarından Suriye'ye sızdığını ve hedefleri vurduğunu bildirdi. Bu saldırı, İsrail'in Suriye'de son aylarda art arda gerçekleştirdiği operasyonların en yenisi. İsrail, özellikle İran destekli grupların ve Lübnan Hizbullahı'nın silah sevkiyatını engellemek amacıyla Suriye topraklarını sık sık hedef alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Türkiye arasındaki bu söz düellosu, aslında iki ülkenin Suriye'deki çıkar çatışmasının bir yansıması. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG unsurlarına karşı askeri operasyonlar yürütürken, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana bir tutum sergiliyor. İsrail ise İran'ın Suriye'deki askeri varlığını ve nüfuzunu kırmak için hava saldırılarını sürdürüyor. Bu bağlamda, iki ülkenin hedefleri çatışıyor ve bu durum bölgesel gerilimi artırıyor.
Uzmanlar, bu gerilimin tırmanmasının Rusya ve ABD gibi bölgede söz sahibi olan ülkeleri de endişelendirdiğini belirtiyor. Özellikle Astana süreci kapsamında Rusya, Türkiye ve İran arasında yürütülen görüşmeler, Suriye'deki gerilimin azaltılmasında kilit rol oynuyor. Ancak İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları, bu süreci de zora sokabilir. Türkiye'nin çağrısı, aynı zamanda uluslararası topluma yönelik bir uyarı niteliği taşıyor: İsrail'in saldırıları durdurulmazsa, bölgede daha büyük bir çatışma riski doğabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gerilim, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönemeçte yaşanıyor. Türkiye, sınır güvenliği ve terörle mücadele gerekçeleriyle Suriye'nin kuzeyinde askeri operasyonlarını sürdürürken, İsrail'in hava saldırıları bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Ankara, İsrail'in saldırılarının Suriye'deki istikrarı bozacağını ve bu durumun Türkiye'ye yönelik yeni göç dalgalarına yol açabileceğini düşünüyor. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile yakın işbirliği içinde yürüttüğü Astana süreci, İsrail'in müdahaleleriyle sekteye uğrayabilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik hem de askeri açıdan dikkatli bir denge politikası izlemek zorunda. Türkiye'nin çağrısı, bölgede güvenlik endişelerini önleyecek ortak bir irade oluşturma çabası olarak değerlendirilebilir.