Filipinler'de halkın haberlere olan güveni, dünyadaki diğer ülkelere kıyasla çok daha hızlı bir şekilde eriyor. Reuters Enstitüsü'nün Dijital Haber Raporu'na göre, Filipinlilerin sadece yüzde 28'i haberlere 'çoğu zaman' güvendiğini söylüyor. Bu oran, küresel ortalamanın oldukça altında ve ülkede medya sektörüne yönelik yıllardır süren saldırıların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Arka Plan: Medyaya Yönelik Saldırılar ve Etki Operasyonları
Analistler, Filipinler'de güven erozyonunun ardında eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte döneminden itibaren medyaya yönelik artan sözlü ve fiziksel saldırıların yattığını belirtiyor. Duterte, sık sık gazetecileri 'yalancı' ve 'halk düşmanı' olarak nitelendirerek medya kuruluşlarına yönelik güvensizliği körüklemişti. Ayrıca, sosyal medyada yürütülen etki operasyonları, dezenformasyonu yayarak halkın doğru bilgiye erişimini zorlaştırıyor. Özellikle Facebook ve TikTok gibi platformlarda siyasi propaganda amaçlı sahte hesaplar ve botlar devreye giriyor.
Rapora göre, Filipinler'de haber tüketim alışkanlıkları da değişiyor. Geleneksel medyaya olan ilgi azalırken, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları ana haber kaynağı haline geliyor. Bu durum, doğrulanmamış bilgilerin daha hızlı yayılmasına ve güvensizliğin derinleşmesine neden oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler'deki bu güven krizi, sadece yerel bir sorun değil; küresel ölçekte medyaya olan güvenin azaldığı bir dönemde yaşanıyor. Asya bölgesinde bazı ülkelerde medyaya güven görece yüksek olsa da (örneğin Japonya'da yüzde 62), Filipinler düşük güven oranlarıyla dikkat çekiyor. Bu durum, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesi açısından endişe verici. Çünkü bilgi kirliliği, seçimlerde oy verme davranışlarını etkileyebiliyor ve siyasi kutuplaşmayı artırabiliyor. Özellikle 2025 yılında yapılacak ara seçimler öncesinde, medya güveninin daha da düşmesi, seçmenlerin manipülasyona açık hale gelmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki bu gelişme, Türkiye'nin de medya güveni konusunda benzer sıkıntılar yaşadığı bir dönemde dikkate değerdir. Türkiye'de de medyaya güven oranları düşük seyretmekte ve siyasi kutuplaşma haber alma alışkanlıklarını şekillendirmektedir. Filipinler örneği, dezenformasyonla mücadele ve medya okuryazarlığı konularında daha etkin politikalar geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, sosyal medya platformlarının etki operasyonlarına karşı uluslararası işbirliğinin önemi bir kez daha vurgulanmaktadır. Türkiye, kendi medya ortamında benzer bir güven erozyonu yaşamamak için bağımsız medyayı desteklemeli ve doğru haberciliği teşvik eden düzenlemeler yapmalıdır.