Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr.'ın net memnuniyet oranı, ülkede artan enflasyon ve derinleşen ekonomik kaygıların etkisiyle tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi. Kamuoyu araştırma kuruluşu Social Weather Stations (SWS) tarafından yapılan son ankete göre, Marcos'un net memnuniyet puanı yüzde -25'e düşerek başkanlık döneminin en kötü sonucunu aldı. Anket, Marcos'un dış politika girişimlerine yönelik farkındalığın artmasına rağmen, iç ekonomik sorunların halkın değerlendirmesinde belirleyici olduğunu ortaya koydu. Özellikle gıda ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, halkın alım gücünü ciddi şekilde eritirken, hükümetin enflasyonla mücadele politikaları yetersiz bulunuyor.
Ekonomik kriz ve artan hoşnutsuzluk
Filipinler, 2023 yılı boyunca yüksek enflasyonla mücadele etti. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 6'nın üzerinde seyrederken, özellikle pirinç, sebze ve et ürünleri gibi temel gıda maddelerindeki fiyat artışları halkı zor durumda bıraktı. Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına rağmen enflasyon beklentileri yukarı yönlü olmaya devam ediyor. Marcos yönetimi, tarımsal üretimi artırmak ve gıda ithalatını kolaylaştırmak için çeşitli önlemler alsa da, bu adımların etkisi henüz hissedilmiyor. SWS anketine göre, halkın yüzde 70'inden fazlası hükümetin enflasyonla mücadelede başarısız olduğunu düşünüyor. Ekonomik kaygılar, özellikle kentsel yoksul kesimde ve genç nüfus arasında yaygın. İşsizlik oranlarının yüksek seyretmesi ve düşük ücretler, hükümete olan güveni daha da zedeliyor.
Anket aynı zamanda Marcos'un dış politika girişimlerine yönelik farkındalığın arttığını gösteriyor. Başkanın Çin ve ABD ile denge politikası, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler ve bölgesel ittifaklar konusunda medyada daha fazla yer alması, halkın bu konulara ilgisini artırdı. Ancak bu farkındalık, memnuniyet oranlarına olumlu yansımadı. Analistlere göre, dış politika başarıları günlük ekonomik sorunlar karşısında ikinci planda kalıyor. Filipinler'in Çin ile olan ekonomik bağımlılığı ve ABD ile güvenlik işbirliği arasında denge kurma çabası, iç kamuoyunda karmaşık bir algı yaratıyor.
Güneydoğu Asya'da yankılar ve küresel boyut
Marcos'un düşen popülaritesi, sadece Filipinler için değil, tüm Güneydoğu Asya bölgesi için önemli sinyaller taşıyor. Bölge ülkeleri benzer enflasyonist baskılarla karşı karşıya. Endonezya, Malezya ve Tayland'da da hükümetler, artan gıda ve enerji fiyatları nedeniyle iç baskı altında. Filipinler'deki bu durum, yüksek enflasyonun demokratik meşruiyet üzerindeki etkisine dair bir örnek teşkil ediyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik istikrarsızlık hükümetlerin halk nezdindeki desteğini hızla aşındırabiliyor. Marcos'un durumu, küresel tedarik zinciri sorunları ve artan gıda fiyatları gibi uluslararası faktörlerin yerel siyasette nasıl kriz yarattığını gözler önüne seriyor.
Öte yandan, Marcos yönetiminin dış politikadaki aktif rolü, özellikle Güney Çin Denizi'ndeki Çin faaliyetlerine karşı ABD ile daha yakın işbirliği, Filipinler'in uluslararası konumunu güçlendirse de, bu durum ekonomiye doğrudan bir katkı sağlamıyor. Asya Kalkınma Bankası (ADB) verilerine göre, Filipinler'in 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 5,7'ye düşürülürken, enflasyonun yıl sonuna kadar yüzde 6 civarında kalması bekleniyor. Bu ekonomik görünüm, Marcos'un önümüzdeki dönemde daha fazla reform yapmasını ve halkın taleplerini karşılamasını zorunlu kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu benzer ekonomik sıkıntılar yaşayan ülkeler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Yüksek enflasyon ve düşen alım gücü karşısında hükümetlerin popülaritesinin hızla eriyebileceği gerçeği, Türkiye'de de yakından takip ediliyor. Türkiye, 2023 yılında benzer bir enflasyonist süreçten geçmiş ve bu durum siyasi sonuçlar doğurmuştu. Filipinler örneği, ekonomik istikrarın sağlanamaması halinde dış politika başarılarının bile kamuoyu desteğini kurtaramayacağını gösteriyor. Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile ticari ilişkileri açısından, Filipinler'deki istikrarsızlık kısa vadede doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgedeki genel ekonomik yavaşlama Türk ihracatçıları için risk oluşturabilir. Ayrıca, Filipinler'in Çin-ABD rekabetinde bir denge arayışı, Türkiye'nin benzer çok kutuplu dış politika stratejileri için bir vaka çalışması olarak değerlendirilebilir.