Filipinler, Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Shoal'da, Çin'in yeni bir deniz yapısı inşa ettiği yönündeki raporları doğrulamak için harekete geçti. Savunma Bakanı Gilberto Teodoro Jr., Pazartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu 'ham bilgileri' incelediklerini ancak şu an için yapının ne olduğu ve amacı hakkında kesin bir değerlendirme yapamadıklarını belirtti. Bakan Teodoro, 'Herhangi bir şeyi doğrulayamadan önce daha fazla kanıt toplamamız gerekiyor' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Scarborough Shoal, Filipinler'in kıyılarına yakın olmasına rağmen Çin tarafından da hak iddia edilen stratejik bir bölge. 2012 yılından bu yana fiili Çin kontrolünde bulunan bölgede, zaman zaman gerginlikler yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda Çin'in bölgede askeri varlığını artırdığı ve yapay adalar oluşturduğu biliniyor. Filipin hükümeti, Çin'in yeni bir yapı inşa etmesi durumunda bölgedeki güç dengesinin daha da bozulacağından endişe ediyor. Milli Savunma Konseyi yetkilileri, konuyu ivedilikle ele almak üzere toplantıya çağrıldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünyanın en işlek ticaret yollarından biri olmasının yanı sıra, zengin balık kaynakları ve petrol rezervleriyle de önem taşıyor. Çin'in bölgedeki genişlemeci politikaları, başta Filipinler olmak üzere Vietnam, Malezya ve Brunei gibi komşu ülkelerle ABD ve müttefiklerini rahatsız ediyor. Scarborough Shoal'daki olası yeni yapı, tansiyonu daha da yükseltebilir. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'bölgede barışçıl çözüm ve uluslararası hukuka saygı' çağrısı yaptı. Çin ise daha önce yaptığı açıklamalarda bölgedeki faaliyetlerinin meşru olduğunu savunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'ne doğrudan kıyısı olmasa da, küresel ticaret yollarının güvenliği ve uluslararası hukukun üstünlüğü açısından gelişmeleri yakından izlemektedir. Hint-Pasifik bölgesinde artan rekabet, Türkiye'nin Asya-Pasifik ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini etkileyebilir. Özellikle Çin ile olan ticaret hacmi ve Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamındaki işbirliği, bu tür gerilimlerden olumsuz etkilenme potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de benzer hak iddiaları ve deniz yetki alanları konusundaki hassasiyeti düşünüldüğünde, uluslararası hukuka dayalı çözümlerin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.