Filipinler Merkez Bankası (BSP) Başkanı Eli Remolona, ülke para birimi pesonun rekor düşük seviyeye gerilemesinin ardından geçtiğimiz hafta küçük ölçekli bir müdahale yaparak pesoyu savunmaya çalıştıklarını açıkladı. Remolona, Manila'da düzenlediği basın toplantısında, "Döviz piyasasına müdahalemiz sınırlıydı, ancak gerekliydi. Peso aşırı oynaklık gösterdiğinde piyasaya girdik" dedi. Bu açıklama, Asya ekonomilerinin güçlü ABD doları karşısında yaşadığı zorlukların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Peso, dolar karşısında tarihi en düşük seviyesine gerilerken, BSP'nin faiz oranlarını artırmak yerine müdahaleyi tercih etmesi dikkat çekti.
Peso Neden Zayıfladı?
Peso, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentilerin azalması ve jeopolitik belirsizliklerin küresel risk iştahını törpülemesiyle birlikte bu yıl dolar karşısında yaklaşık %6 değer kaybetti. Bazı analistler, Filipinler'in ithalat bağımlılığı ve cari açığı nedeniyle pesonun bölgedeki diğer para birimlerinden daha kırılgan olduğunu belirtiyor. BSP, yılbaşından bu yana toplamda 182 baz puan faiz artırımına gitmişti, ancak bu adımlar pesodaki baskıyı tam anlamıyla hafifletemedi. Remolona, müdahalenin ölçeğine ilişkin net bir rakam vermezken, "Küçük ama etkili bir müdahale oldu" ifadesini kullandı. Uzmanlar, merkez bankasının döviz rezervlerinin yaklaşık 105 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ve bu miktarın müdahale kapasitesi açısından yeterli olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Peso üzerindeki baskı, yalnızca Filipinler'in sorunu değil. Asya'daki birçok gelişmekte olan ülke, ABD tahvil getirilerindeki artış ve Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle para birimlerinde değer kaybı yaşıyor. Endonezya rupisi, Güney Kore wonu ve Tayland bahtı da benzer şekilde dolar karşısında geriledi. Bölgedeki merkez bankaları, kur şoklarının enflasyon üzerindeki ikinci tur etkilerini sınırlamak için döviz müdahaleleri ve sıkı para politikalarını bir arada kullanıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise, gelişmekte olan ülkelerin müdahale yerine makro ihtiyati tedbirlere odaklanması gerektiğini savunuyor. Ancak Filipinler gibi ithalata bağımlı ülkeler için pesodaki hızlı değer kaybı, enerji ve gıda fiyatlarını doğrudan etkileyerek enflasyonu yükseltebilir. Bu durum, iç talebi canlandırma çabalarıyla çelişen bir tablo ortaya çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'in pesoyu savunma çabaları, gelişmekte olan ülkelerin ortak kırılganlıklarını gözler önüne seriyor. Türkiye de benzer şekilde döviz kuru dalgalanmalarıyla mücadele eden bir ülke olarak, bu gelişmeden çıkarımlar yapabilir. Merkez bankalarının döviz rezervlerini kullanarak müdahale etmesi, kısa vadede etkili olsa da uzun vadede sürdürülebilirliği tartışmalıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da geçmişte benzer müdahalelerde bulunmuş ve rezerv erimesi sorunuyla karşılaşmıştı. Bu nedenle, Filipinler örneği, para politikasında şeffaflık ve kredibilite açısından Türkiye için önemli bir ders içeriyor. Ayrıca, küresel dolar gücü karşısında gelişen ülkelerin ortak zorlukları, Türkiye'nin de yapısal reformlara daha fazla odaklanması gerektiğini gösteriyor.