On yıl önce, 12 Temmuz 2016'da, Filipinler'in Güney Çin Denizi'nde Çin'e karşı açtığı davada Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Manila'nın lehine tarihi bir karar verdi. Mahkeme, Çin'in dokuz çizgili harita temelli deniz hak iddialarının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Ancak bugün, Pekin'in bölgedeki askeri varlığını ve yapay ada inşalarını artırarak fiili kontrolü pekiştirdiği bir ortamda, bu hukuki zaferin ne kadar somut bir etki yarattığı sorgulanıyor.
Tahkim Kararının Ardındaki Süreç
Filipinler, 2013 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında tahkime başvurdu. Manila, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Shoal ve Spratly Adaları gibi bölgelerdeki faaliyetlerinin egemenlik haklarını ihlal ettiğini öne sürüyordu. Mahkeme kararında, Çin'in tarihi hak iddialarının ve dokuz çizgili haritanın uluslararası hukukta geçersiz olduğunu, ayrıca Çin'in doğal kaynakları çıkarması ve yapay ada inşa etmesinin Filipinler'in münhasır ekonomik bölgesini (MEB) ihlal ettiğini belirtti. Çin ise kararı tanımayarak, egemenlik ve toprak bütünlüğü konularında tahkimi kabul etmediğini açıkladı.
Kararın ardından Filipinler, Askold Adası ve çevresindeki bölgede balıkçılık faaliyetlerini sürdürmeye çalıştı ancak Çin sahil güvenlik gemileri bu girişimleri sık sık engelledi. Dönemin Filipin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, karara rağmen Çin ile yakın ilişkiler kurmayı tercih etti ve Pekin'den altyapı yatırımları aldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tahkim kararı, Güney Çin Denizi'ndeki diğer taraflar için de emsal teşkil etti. Vietnam, Malezya ve Tayvan, Çin'in iddialarına karşı kendi pozisyonlarını güçlendirmek için bu karara atıfta bulundu. Ancak Çin, bölgede askeri üsler inşa ederek ve hava savunma sistemleri yerleştirerek fiili kontrolünü artırdı. Kararın uygulanması için herhangi bir mekanizma bulunmaması, hukuki zaferin pratikte sınırlı kalmasına neden oldu. ABD ve diğer Batılı ülkeler, kararı desteklediklerini açıklasa da, Çin'in askeri varlığı karşısında etkili bir caydırıcılık sağlayamadılar.
Öte yandan, Çin'in Belt and Road Initiative (Kuşak ve Yol Girişimi) kapsamında bölge ülkelerine yaptığı yatırımlar, bazı ülkelerin Pekin ile diplomatik angajmanı artırmasına yol açtı. Filipinler'de 2022'de iktidara gelen Ferdinand Marcos Jr., Duterte'nin Çin yanlısı politikasını sürdürürken, karara atıfta bulunmaktan kaçınarak ikili ilişkileri ön planda tuttu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tahkim kararının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, uluslararası hukukun deniz yetki alanlarının belirlenmesindeki rolü açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile benzer anlaşmazlıklar yaşarken, UNCLOS ve uluslararası tahkim kararlarının bağlayıcılığı konusundaki tartışmaları yakından izliyor. Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler, büyük güçlerin deniz hukukuna yaklaşımının, çıkarlarına göre şekillendiğini gösteriyor. Türkiye, kıta sahanlığı ve MEB anlaşmazlıklarında diplomatik çözümü tercih ederken, benzer durumlarda uluslararası hukukun uygulanabilirliğinin sınırlarını dikkate alıyor.