Filipinler hükümeti, iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji bağımsızlığı hedefleri doğrultusunda büyük ölçekli güneş enerjisi projelerine hız verirken, ülkenin binlerce uzak ve şebeke dışı topluluğu hâlâ temel elektrik ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. Manila yönetimi, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji payını yüzde 35'e çıkarma sözü verirken, özellikle Luzon ve Visayas adalarındaki kırsal bölgelerde yaşayan 8 milyondan fazla kişi, günde yalnızca birkaç saat elektrik alabiliyor. Bu durum, sürdürülebilir kalkınma vaatleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yenilenebilir enerjide büyük adım, ancak kapsayıcılık sorunu
Filipinler Enerji Bakanlığı, 2023 yılında toplam 2,5 gigawattlık güneş enerjisi santrali ihalesi açtı ve bu kapasitenin 2025 sonuna kadar devreye alınması planlanıyor. Ülkenin kuzeyindeki Nueva Ecija bölgesinde inşa edilen 500 megawattlık 'Cabarroguis Solar Farm', Güneydoğu Asya'nın en büyük güneş santrallerinden biri olma özelliği taşıyor. Öte yandan, Palawan ve Mindanao gibi dağlık ve ada bölgelerinde yaşayan topluluklar, elektrik şebekesine erişim sağlayamadıkları için küçük, taşınabilir güneş panelleri ve pille çalışan lambalarla yetinmek zorunda kalıyor.
Asya Kalkınma Bankası (ADB) verilerine göre, Filipinler'de yaklaşık 7.640 adanın 2.000'den fazlasında yerleşim bulunuyor ve bunların yarısından fazlasına şebeke elektriği ulaşmıyor. Hükümetin 'Barrio Power' programı kapsamında dağıtılan 100 watt'lık güneş kitleri, bir evin yalnızca birkaç ampulünü ve küçük bir radyoyu çalıştırabiliyor. Bu, kalkınma uzmanlarına göre, yoksulluk döngüsünü kırmak için yetersiz kalıyor.
Elektriksiz yaşam: Sağlık ve eğitimde geri kalmışlık
Şebeke dışı topluluklarda elektrik eksikliği, sağlık hizmetleri ve eğitimde ciddi engellere yol açıyor. Palawan'ın kırsal bir bölgesinde görev yapan doktor Maria Santos, "Buzdolabı olmadığı için aşıları saklayamıyoruz, gece acil vakalarda mum ışığında müdahale etmek zorunda kalıyoruz" diyor. Çocuklar ise güneş battıktan sonra ders çalışamıyor; okullarda bilgisayar ve internet bağlantısı bulunmuyor. Sivil toplum kuruluşu 'Solar for All' liderlerinden Juan Dela Cruz, "Hükümet büyük projelere milyarlarca dolar harcarken, aynı bütçenin küçük bir kısmı mikro şebekelere ayrılsa binlerce aileye kalıcı çözüm sunulabilir" eleştirisinde bulunuyor.
Filipinler'in enerji dönüşümünde karşılaştığı bu eşitsizlik, gelişmekte olan birçok ülke için de geçerli bir sorun. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dünya genelinde 770 milyon insanın hâlâ elektriğe erişimi olmadığını ve bunların çoğunun Asya-Pasifik'te yaşadığını belirtiyor. Uzmanlar, merkezi büyük santraller yerine, yerel koşullara uygun mikro şebekelerin yaygınlaştırılmasının daha etkili olacağı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler’deki bu durum, Türkiye’nin kırsal kalkınma ve enerji altyapısı politikalarına ışık tutabilir. Türkiye, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu’da kırsal bölgelere güneş enerjisi panelleri dağıtarak benzer bir dönüşüm yaşıyor. Ancak Filipinler örneği, sadece büyük ölçekli projelere odaklanmanın, kapsayıcılık sorunlarını derinleştirebileceğini gösteriyor. Türkiye’nin, yenilenebilir enerji yatırımlarında merkezi ve dağıtık sistemleri dengeli bir şekilde planlaması, hem küresel iklim hedeflerine katkıda bulunması açısından hem de kırsal kalkınmayı hızlandırması bakımından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türk mühendislik firmalarının Filipinler gibi Asya-Pasifik ülkelerine mikro şebeke teknolojisi ihracı, dış ticaret açığını kapatmada yeni bir fırsat oluşturabilir.