Filipinler ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüme kaydetti. Bu oran, piyasa beklentilerinin (yüzde 2,9) ve ilk çeyrekteki yüzde 2,6'lık büyümenin altında kaldı. Ülkenin istatistik kurumu tarafından açıklanan veriler, hükümetin 2024 için hedeflediği yüzde 4-5 büyüme bandının oldukça gerisinde bir performansa işaret ediyor. Özellikle tarım, sanayi ve hizmetler sektöründeki yavaşlama dikkat çekerken, yüksek enflasyon ve küresel talepteki zayıflık büyümeyi olumsuz etkiliyor.
Gelişmenin arka planı
Filipinler, pandemi sonrası toparlanma sürecinde güçlü bir büyüme sergilemişti. Ancak son iki çeyrekte görülen ivme kaybı, ülke ekonomisinin karşılaştığı yapısal sorunları gözler önüne seriyor. Merkez bankasının enflasyonu kontrol altına almak için uyguladığı sıkı para politikası, iç talebi baskılıyor. Öte yandan, Çin'deki yavaşlama ve küresel ticaretteki durgunluk, ihracata dayalı sektörleri olumsuz etkiliyor. Tarım sektörü ise El Niño kaynaklı kuraklık nedeniyle daralma yaşadı. Bu durum, gıda fiyatlarının yükselmesine ve kırsal kesimde gelir kaybına yol açtı.
Hükümet, altyapı yatırımlarını hızlandırarak ve yabancı yatırımları teşvik ederek büyümeyi desteklemeye çalışıyor. Filipinler Kalkınma Planı çerçevesinde 2025'te büyümenin hızlanması bekleniyor. Ancak ekonomistler, bu hedefe ulaşmak için yapısal reformların (vergi sistemi, işgücü piyasası, eğitim) şart olduğunu vurguluyor. Ayrıca, güçlü bir tüketim sektörüne rağmen, yüksek faiz oranları ve kredi maliyetleri bireysel harcamaları frenliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Filipinler'in büyüme rakamları, Güneydoğu Asya bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha zayıf bir tablo çiziyor. Örneğin, Vietnam'ın aynı dönemde yüzde 6,9, Endonezya'nın ise yüzde 5,0 büyümesi, Filipinler'in bölgesel rekabette geride kaldığını gösteriyor. Bu durum, yabancı yatırımcıların gözünde Filipinler'in cazibesini azaltabilir. Öte yandan, Filipinler ekonomisinin büyüklüğü ve genç nüfusu, uzun vadede ülkeyi önemli bir pazar haline getiriyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırıldığı bu dönemde, Filipinler'in Batılı ülkelerle olan ticari ilişkileri derinleşiyor. Özellikle ABD ve Japonya ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları, yatırım ve ihracat için yeni fırsatlar sunuyor.
Bölgesel istikrarsızlık (Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler) ve iklim değişikliğinin etkileri (tayfunlar, kuraklık) Filipinler ekonomisi üzerinde belirsizlik yaratıyor. Bu faktörler, önümüzdeki dönemde büyümenin istikrarlı bir şekilde sürdürülebilmesi için yönetilmesi gereken riskler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki ekonomik yavaşlama, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel ekonomik görünüm açısından önemli sinyaller taşıyor. Asya-Pasifik bölgesindeki büyüme ivmesinin kaybı, gelişmekte olan ekonomiler için ortak bir zorluk olan yüksek enflasyon, para politikası sıkılaşması ve dış talepteki zayıflığın bir yansıması. Türkiye, benzer sıkıntılarla mücadele ederken, bu durum küresel ticaret hadlerinin zayıflayabileceğine ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının azalabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, Filipinler'in uyguladığı sıkı para politikaları, Türkiye'nin de kendi dengelenme sürecinde dikkate alabileceği deneyimler sunuyor. İkili ticaret hacmi düşük olsa da, her iki ülkenin de tedarik zincirlerinde çeşitlenme arayışı, gelecekte iş birliği fırsatları yaratabilir.