Filipinler, 2026 yılına yaklaşırken ABD ile güvenlik ittifakına sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyor; ancak son dönemdeki bazı gelişmeler, Manila yönetiminin Pekin'e karşı tamamen yanlış hesaplar yapmadığını, aksine stratejik esneklik reflekslerini hâlâ canlı tuttuğunu gösteriyor. Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddiaları ve artan askeri gerilim, Filipinler'i iki büyük güç arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor. Başkan Ferdinand Marcos Jr. yönetimi, bir yandan ABD ile Genişletilmiş Caydırıcılık taahhütlerini güçlendirirken, diğer yandan Çin ile ticari ve diplomatik kanalları açık tutarak riskleri dağıtmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı: ABD İttifakı ve Çin Baskısı
Filipinler'in ABD ile askeri ittifakı, 1951 tarihli Karşılıklı Savunma Antlaşması'na dayanıyor. 2014'te imzalanan Genişletilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) ise ABD'ye Filipinler'deki belirli askeri üsleri kullanma izni veriyor. Ancak Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını artırması, özellikle İkinci Thomas Resifi (Ayungin Resifi) çevresindeki gerginlikler, Filipinler'i daha fazla ABD desteğine yöneltti. 2023 ve 2024'te ABD-Filipinler ortak devriyeleri ve tatbikatları sıklaştı; ancak Manila, aynı dönemde Çin ile doğrudan müzakereleri de sürdürdü. Kasım 2025'te Filipinler ile Çin arasında balıkçılık anlaşmazlıklarını çözmek için yapılan görüşmeler, ittifak bağlamında dikkat çekici bir adım olarak öne çıktı. Üstelik Filipinler, 2026 bütçesinde savunma harcamalarını artırırken, ABD dışında Japonya, Avustralya ve Güney Kore ile de askeri işbirliğini derinleştiriyor.
Bölgesel Boyut: Güney Çin Denizi'nde Yeni Dengeler
Filipinler'in stratejik esneklik politikası, sadece ikili ilişkilerde değil, bölgesel çok taraflı platformlarda da kendini gösteriyor. ASEAN içinde Çin'in etkisine karşı denge arayışında olan Manila, aynı zamanda Çin liderliğindeki Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasına da taraf. 2025'te Filipinler, Çin'den 15 milyar dolarlık yatırım taahhüdü alırken, ABD ile de kritik mineraller anlaşması imzaladı. Bu çok yönlü angajman, Filipinler'in tamamen bir tarafa bağlanmaktan kaçındığını gösteriyor. Uzmanlar, Manila'nın 2026'da ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinde kilit bir müttefik olarak kalacağını, ancak Çin ile ekonomik bağımlılığının da stratejik kararlarını şekillendireceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar Filipinler Türkiye için öncelikli bir dış politika odağı olmasa da, Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler küresel tedarik zincirleri ve deniz güvenliği açısından dolaylı etkiler yaratıyor. Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde artan rekabetin ortasında, Çin ile ticari ilişkilerini dengelemek zorunda. Filipinler'in ABD'ye rağmen Çin'le işbirliği arayışı, Ankara'nın da benzer şekilde çok eksenli dış politika izleme kapasitesine işaret ediyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetiyle benzerlikler taşıyan bu durum, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını savunurken diplomatik esnekliği koruma stratejisine ışık tutuyor.